Salı, Haziran 09, 2015

BİZİM KÖYÜN KAVALCISI: TOPHANELİ ERGÜN AĞABEY


Sizlere yaşadığım güzel bir olaydan derlediğim hikâyemizi anlatayım. Meşhur bir hikâye vardır fareli köyün kavalcısı. Doğrucu ile yalancının hikâyesidir bu. Yalancı yaptığının güzel olduğunu zannetmesine karşın bütün bir kasabanın zaman içerisinde çocuklarının geleceği için doğrusunun yanında yer almalarının hikâyesinin zamanımıza bir başka türlü yansımasıdır.

İstanbul’umuzun kalabalık nüfusunun yarısını gençlerimiz ve çocuklarımız oluşturmaktadır. Gençlerimizin oyun alanları gün geçtikçe azaldığından ve yok olup gitmelerinden dolayı gençlerimiz ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Ülkemizi yönetenler gençlerimiz için çok şeyler yaptıklarını ifade etmelerine rağmen aslında çok şeyler yapmadıkları da bir gerçektir. İşte sizlere iki ayrı olay ve bizim köyün kavalcısı Tophaneli Ergün abimiz ve gençler için yaptıkları.

Burada bazı kişileri ve yaptıklarını biraz değiştirmek istedim zamanla birlikte. Şişli ilçemizin belediye başkanı çeşitli mahallelerde övünerek anlattığı basket sahalarını ve diğer spor alanlarını gençliğin hizmetine verdiğini söylemesine rağmen kendisine yakın olanlara "Al kullan" diye veriyor. O tesisler bu kişilerin geçim kapısı yaparak devlet ve halkın malı olan o alanlardan o kişiler para kazanmaktalar. Kısacası cebinde parası olan oralardan faydalanırken parası olmayanları Allah korusun. İşte böyle bir ortamda bizim köyün kavalcısı olan tophaneli Ergün abimiz den sportif bağlarımızdan bahsedeyim. Ergün ağabey çok küçük yaştan beri sporun içerisindedir. Yüzmede Türkiye şampiyonluğu var, aynı zamanda bir futbol dehasıdır desem abartmış olmam. Ergün abiyi önce ben aradım.

-       Alo, Ergün ağabey bu hafta maç yapalım mı?
-       Orhancığım bu pazar olmaz, ben seni ararım.
-       Niye olmaz Ergün ağabey?
-       Orhancığım ben seyahatten yeni geldim. Zaten minik, yıldız takımlarım var bu sezon liglere de katılmadık, ancak toparlanıyoruz.
-       Peki, o zaman sen beni arasın Ergün ağabey.

Dedim ve telefon beklemeye başladım artık ne zaman ararsa. Aradan iki hafta geçti, beni arayan Ergün ağabey idi.
-       Alo Orhancığım ben Ergün hoca (Zaten kendisini sesinden tanımıştı)
-       Ağabey buyur.
-       Biz bu hafta seninle maça geliyoruz, hangi gün oynarız?
-       Pazar sabahı saat dokuzda başlarız olur mu ağabey?
-       Tamam, ağabey pazar günü görüşürüz. Diyerek telefon muhabbetine son verdik.

İstanbul havasını sonbahar ile kışı bir yaşamaktayız. Havalar birden soğudu. Güneş yüzünü arada bir gösterse de artık kış havasına girmiş bulunuyoruz. Maçtan bir gün önce yani cumartesi sabahı Şişli Endüstri Meslek Lisesi sahasında takım olarak aramızda maç yapmaktayız. Hava buz gibi soğuk. Ekim ayının son günleri. Telefonum çaldı arayan Ergün ağabey idi.

-       Orhancığım yarın havalar böyle olursa ne yapacağız?
-       Bilemem Ergün ağabey diye cevap verdim ve devam ettim sen gene de gelmeye bak.
-       Duruma göre bakarız Orhancığım.

Havalar o kadar soğudu ki sekiz-on derece birden düştü. Ertesi sabah erkenden şişli endüstri meslek lisesine gittim. Hava o kadar yağışlı idi ki şemsiyeme rağmen sırılsıklam oldum. Tesislerde bizden de yirmiden fazla genç sporcum vardı. Bu beni hem şaşırttı, hem de sevindirdi. Mevsim itibarıyla da yağmur yağmakta. Ham de nasıl. Ben bu durumda maç oynanmaz düşüncesiyle cep telefonuyla Ergün abiye ulaşmaya çalışırken arayan ilk önce o oldu.

-       Orhan hocam neredesin?
-       Ergün ağabey istersen gelme, hava çok kötü.
-       Orhancığım biz geldik ama sahaya gelemiyoruz, yeri bulamadık.
- ....       

Evet, okulumuz çok büyük olduğundan ve de Ergün ağabey ilk defa buraya geldiğinden yolu bulamaması çok normaldir. Ben ne umut etmiştim ne oldu. Bizim sporculardan Kamil'i gönderdim ve misafirlerimizi karşılaması için. Genç Kamil misafirlerimizle döndüğü zaman şaşırmadım değil. Ergün ağabey iki minibüsle kırka yakında sporcuyla gelmişti. 


Sizlere Ergün abimi bu molada anlatmaya da devam edeyim. Kendisi aslen Adanalı. Yüzmede Türkiye şampiyonluklar olduğundan yaşı yetmiş beşi geçtiği halde maşallah dimdik ayakta sağlığı da çok iyi. Aile durumu da iyi. Ve mutlu ki kendisi sporla uğraşarak dinç kalmakta demek ki. Uzun boylu ve güleç yüzlü olan Ergün ağabey aynı zamanda da bonkör, fedakârlığı da ayrı bir meziyeti bildim bileli kendisini o da bizler gibi gençlere vermiş.

Kendisini sevgiyle karşıladım. Soyunma odası gösterdim 'önce minikleri oynatalım' dedi. Peki, dedim ve sahayı ona göre hazırladık. Minikleri oynatmak için sahayı santradan ikiye bölerek iki saha haline getiriyoruz ve aynı anda iki maçı da oynatıyoruz. Bizler maça başlamadan şansımıza yağmur durmuştu ama hava gene de çok soğuktu. Yağmurun durması bizleri mutlu etmişti. Takımlar sahaya çıktı bizim takımda eksik oyuncu olduğundan Ergün hocadan oyuncu transfer ettik ve böylece minikler maçımızı oynadık. Bu arada saha kenarına ikide sandalye getirttim ve o havada şemsiyeler elimizde sandalyeler altımızda maçı seyrettik ve yönettik. Ergün ağabey ile maçı seyrederken kendi, kendime düşündüm "Garibanlık ne kötü" diye. Bu durumda bile hem futbol oynayan gençlerimiz mutluydu hem de biz. Bu şartlara rağmen.

-       Ergün ağabey çok kalabalık gelmişsin
-       Orhancığım gençler sabahın erken saatlerinden beri beni rahatsız ettiler
-       Allah sana sabır versin abi dedim, bu kadar çocuğu getirmek hem de bu havada bravo doğrusu.
-       Olsun bu maç onların bu sezon ilk maçları.
-       Ama içlerinde yetenekli gençlerde var.
-       Bak Orhancığım çok yetenekli gençler var ama çok da sorunlu çocuklar var. Aralarında.  Bana bir çocuğu işaret ederek
-       Bak şu gördüğün top ayağında olan çocuk ve şu uzun boylu olan var ya
-       Evet, Ergün ağabey
-       Onlar semtimizin en haylaz çocukları, bunlar falan mağazayı bombaladılar desem inan.
-       Peki neden?
-       Onları azarlamışlar da ondan. Bak şu genç Mardinli, bunlar da Ağrılı. Ama ben onlara futbol oynatınca kendileri bu kötü huylarından vazgeçtiler.
-       Ama sen bu sezon liglere katılmadın.
-       Sorma Orhancığım, ona çok üzüldüm. Bu yüzden oto parkı iptal ettim. İki mini kale yaptırdım ve böylece takımı toparladım. Semtimiz çok gariban olduğu için barındırdığı gençlerimizi çok büyük tehlikeler beklemektedir. Bende bu yüzden yaşım kaç olursa olsun elimden geldiği kadar onların daima yanlarında olacağım.

Sahada mücadele eden gençlerimizin mutluluğunu ne soğuk hava nede yağmur engelliyordu. Herkes mutluydu bizlerde dâhil. Ergün ağabey gelen gençlerin özelliklerini bana tek, tek anlatmaya devam ediyordu. İkimizde maça gelen gençleri oyuna sokarak açıkta kimseyi bırakmadık. İkimizin de şortları rengârenkti. Konçlarımız ya vardı yâ da yoktu. Rengârenk formalarımız üzerilerine giymiş bulunduğumuz yeşil yelekler ile bir takım forma olmuşlardı. Miniklerimizin maçları bittikten sonra yıldız b genç karışımı gençlerimizin maçı vardı. Ben miniklerin devre arasında kadroyu yapmıştım ve takım kale arkalarında ısındılar. Bu kadromuzun forma renkleri beyazdı. Ama kaç çeşit beyaz. Ergün abi de sahaya yeşil yelekli takımla çıktı. Bu maçımızı on birer kişilik sahada oynadık hava bir açıyor, bir kapıyordu. Yağmurda istediği zaman yağıyor istediği zaman yağmıyordu. Bu olumsuzluklara aldırış eden yoktu. Sahadaki gölcüklere top saplandı mı 'Allah sporcuların yardımcısı olsun' Diyorduk. 

Ben bir ara Ergün hocama "Otobüsü belediyeden niçin istemiyorsun?" diye sorunca "Çocuklardan yol parası topladım Orhancığım, iki minibüs tuttum arkadaşların arabalarıyla da bizler geldik. İşlem tamam oldu." 
Bizler böyle organizasyonlara alışığız Ergün abimiz yetmiş beş yaşında bıkmadan bu işlerde harman olmuş artık. Yaratıcı insanlarız böyle maçlarımızda hakemlerimiz bizim çocuklarımız. Galibiyet mağlubiyet pek önemli değildir. Bizler için. Burada önemli olan gençlerimizin futbol oynaması ve onların mutlu olmaları.

Maçlarımız bitti. Ergün ağabey, bizim köyün kavalcısı gibi ekibini toparladı ve tesisleri terk ederek Tophane'ye doğru yola çıktı. Bizler de öyle yaptık tesisleri daima en son ben terk ederim. Çünkü son kontrolleri yaparım unutulan bir eşya kalmışsa onları saklar ve bir dahaki antrenmanda sahibine veririm.


Ama bizler hep böyleyiz. Bizlerin kavalı hayali değil gerçektir. Bizim kavalımız sevgi ve spor çalar. Bunları harekete geçiren Ergün abiye ve onun gibilerle birlikte gençlere hizmet vermenin hazzını daima yaşatmaktayız.

YAZI: ORHAN BUDAK

Hiç yorum yok:

Çağlayanspor'dan Kılıçalp için taziye mesajı

Amatör futbol camiası, genç bir yeteneğin erken vedasıyla derin bir üzüntü yaşıyor. Rami Spor Kulübü’nün genç futbolcularından Kılıçalp Gümü...