Salı, Nisan 14, 2026

Amatör futbol kendini arıyor


Futbol bugün adeta kendini arıyor. Sürekli yurt içi ve yurt dışı transferler yapılıyor; bu durum dünyanın her yerinde var, hatta altyapı seviyesinde bile transferler gerçekleşiyor. Ancak burada asıl sorgulanması gereken nokta şu: Bu takımların gerçek sahipleri kim? Bir takımın altyapısı ne işe yarar?

Örneğin, geniş kadrosu 26 kişiden oluşan bir takımda neden oyuncuların büyük çoğunluğu altyapıdan yetişmiş değil? Altyapılar neden var? Özellikle büyük kulüpler ve “proje takımları” denilen, son derece donanımlı; UEFA belgeli antrenörlere, scout ekiplerine, atletik performans uzmanlarına, lüks tesislere ve en iyi ekipmanlara sahip yapılarda neden yeterli sayıda oyuncu A takıma kazandırılamıyor? Kazandırılsa bile çoğu zaman göstermelik kalıyor, yetersiz bulunuyor ya da başka kulüplerin altyapısından gelen oyuncular tercih ediliyor.

Bu durum, takımını gerçekten sahiplenen, formasını ve armasını içselleştiren oyuncu profilinin azalmasına yol açıyor. Milyon dolarlık sözleşmeler, lüks yaşamlar, pahalı arabalar, gösterişli hayatlar ön plana çıktıkça; takım sevgisi, forma bağlılığı ve ülke duygusu geri planda kalıyor.

Amatör liglere baktığımızda da tablo çok farklı değil. Türkiye’de, özellikle İstanbul örneğinde bine yakın amatör takım bulunmasına rağmen, bunların yalnızca 10-15 tanesi altyapıya gerçekten önem veriyor. Statü olarak tartışmalı olan BAL Ligi’nde dönen para, çoğu zaman 2. ve 3. lig seviyelerinde bile görülmüyor. Süper Amatör Lig’de transfer yoğunluğu oldukça yüksek. 1. Amatör Lig’de kadroların büyük kısmı transferlerden oluşuyor. 2. Amatör Lig ise, alt liglerden ve üst kategorilerden gelen oyuncularla dolup taşmış durumda.

Sonuç olarak futbol, kendi özünü ve gerçek kimliğini kaybetmiş bir şekilde yeniden kendini arıyor.

Teknik DirektörRecep Aykutalp

recepaykutalp@hotmail.com

Hiç yorum yok: