Dışarıda yağmur, havada İASKF seçimi var!
Bilindiği üzere ay sonu seçimlerimiz var. Seçimlerimiz var diyorum çünkü bende amatör futbolun bir neferiyim. Şimdi bu seçimlerde kim aday, kim aday değil, kim kimin destekçisi, kim kime el veriyor bunların hesabının iyi yapılması gerekmektedir. Hemen herkes kendince fikir beyan edip durur. Tamam, fikirler iyi de ortada somut bir şey yok. Her zaman olduğu gibi yine herkes kendi havasında çalıp oynayacak ve kaybeden yine İstanbul’un Amatör Futbolu olacak. Ne ala memleket!
Seçim, İstanbul’un amatörleri arasında olunca birden hatırlanıverdi benim Kulüplerim. Düne kadar istenmeyen ilan edilen tüm Kulüpler ve Başkanları birden kıymete biniverdi. Hatırlanmak güzel de keşke her daim olsa bu hatırlanmalar. İşi düştüğünde hatırlanınca insan bir anda işi düştüğünde hatırlayıverir. 12 Haziran 2011 Milletvekilliği seçimlerinde her partinin vekil adaylarını o kadar çok gördük seçim sürecinde yolda görsek hatırlar olduk. Fakat gel gelelim seçimler bittikten sonra da gör görebilirsin bölgenin vekilini. Aynı durum İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (İASKF) seçimleri içinde geçerli. Her aday kendini ve projelerini anlatmak adına birbiri ardına açıklamalara imza atacaklar. Hayırlısı artık…
Benim Kulüplerden ricam, kendilerine hizmet edebileceğine inandıkları listeleri desteklesinler. Tüm İstanbul Kulüplerinin çıkarlarını ön planda tutacak kişinin bayraktarlığını yapsınlar. İnanmadıkları adayların peşinden de koşmanın mantığı yok. Bu durum hem kendilerine hem de kulüplere zarar verir ki örnekleri mevcuttur. Hali hazırda iki isim resmi olmasa da dost sohbetlerinde adaylıklarını açıkladı ve bunun içinde çalışmalarına başladı. Bu iki isim geçen yazımda da belirttiğim gibi Sait Yücel ve Ali Düşmez’dir.
Ali Düşmez, Genel Sekreterliği döneminde fikir ayrılığına düştüğü Sait Yücel’in karşısına iki dönem önce aday olarak çıktı. Bu adaylıktan sonra birden bire Silivri, Çatalca, Esenyurt, B.Çekmece, K.Çekmece, Beylikdüzü ve Avcılar Kulüpleri hatırlanıverdi ve hatta kıymete bindi. Tarihe bakacak olursak bu üstte saydığım bölgenin kulüpleri her zaman en iyi kadroyu kurup üst ligler için mücadelelerini verir. İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (İASKF) seçimlerinde her Kulüpten üçer isim oy kullanacak. Yine üstte saydığım İlçe Kulüpleri de bu seçime büyük etki edecektir. Dolayısıyla da isimleri her zaman anılır durumdadır. Adamcılıktan kurtulup iş yapanı desteklemek en akılcısı olacaktır. Bana göre bu seçimde kim kazanırsa kazansın İstanbul’un tüm kulüpleri kazansın. İsimler o kadar önemli değil aslında hizmet etme noktasında eline taşın altına koyabilecek insanlara ihtiyacımız var.
Anlam veremediğim bir olay da, TFF İstanbul İl Başkanı Yemen Ekşioğlu’nun tutumudur. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen boğaz gezisinde yaptığı açıklamalarla gündemi meşgul etti yine. O açıklamalarında tarafını Ali Tanrıyaşükür’den yana olduğunu belirtti. Hatta “benim adaydır” dedi. Alın size üçüncü aday. Aynı zamanda bir başka aday Sait Yücel ise bir dost meclisinde Bahri Savaş ve Hayati Köse’nin aday olması takdirde sonuna kadar destekleyeceğini belirtmesi de gündemde. Bu durumda oldu mu size toplamda beş aday. Üstte sayılan beş isimde İstanbul amatör futbolunu yıllardın yöneten ve yönlendiren isimler. Şimdi de başladı mı size isimler savaşı. Hadi destekleyin bakalım, kimi destekleyecekseniz. Bu beş ismin tek ortak noktası yıllarca İstanbul amatör futbolunu birlikte yönettikleri gerçeğidir. Ne oldu da bu beş isim birbirlerinden ayrı düştüler? Neyi paylaşamadılar? Yıllarca kulüplerin hiçbir derdi ile uğraşmadıktan sonra birden tüm İstanbul kulüpleri baş tacı oluverdi. Ne güzel dimi…
İşin aslı, Engin Akın’ı İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nun başında kimin olduğu hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren konu, baştaki ismin ne hizmetler yapacağıdır. Bu seçimlerde yapacakları hizmeti en iyi anlatan kişi seçimi kazanacaktır. Ortada birde her ortamda anlatılan bir sahtekârlık meselesi var. Bu sahtekârlık meselesini ben ortaya atmıyorum. İşin aslı mahkeme hala sürmekte sonuçlanmadı. Durum böyle olunca da kimseyi suçlayamayız. Fakat burada bilinmesi gereken konu açılan bu dava şahısları mı yoksa kuruma mı, bunun bilgilendirilmesi şarttır. Sahtekârlık çok ağır bir itham olur. Bunun kararını mahkeme verecektir. Bu mahkeme sürecinden dolayı İstanbul Ankara tarafından tanınmıyor. Dolayısıyla da İASKF, ASKF tarafından yok sayılıyor. Bunun açılımı ise Ankara İstanbul kulüplerini tanımıyor yok sayıyor. ASKF seçimlerinde İASKF’nin esamesi okunmuyor. Yani 470 kulüp yok sayılıyor. Bu kadar çok kulübün yok sayılması hangi demokraside yer alır? Türkiye’deki Kulüplerin 3/2’sine yakın kulübü bulunan İstanbul’un tanınmaması bir utançtan ileri gidemez aslında.
YAZI: ENGİN AKIN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Kurum ve kişilere hakaret eden yorumlar yayımlanmaz. Gözden kaçmış yorumlar olabilir, lütfen bizimle iletişime geçiniz.