26 Kasım 2010 01:07

Timuçin Çığ: Buraya işleri düzeltmeye geldim




Timuçin Çuğ, 14 Eylül 1951 doğumlu. Ankara Demirspor'da futbola başlamış. Daha sonra formasını giydiği Fenerbahçe'de unutulmaz futbolcuların arasına girmiş ve Adanaspor ile futbolculuk kariyerine noktayı koymuş.  Ayrıca, 1970-75 yılları arasında U-18, U-21 ve A Milli Takım düzeyinde olmak üzere Ay-yıldızlı formayı 32 kez terletmiş. Timuçin Çuğ, futbolculuk hayatı boyunca defans oyuncusu olarak görev yapmış.


Bakırköyspor,  Kuşadasıspor, Sivasspor, Elazığ, Malatyaspor, Beykoz, Uşakspor, Yıldırım Bosna, Erdek Belediye, Üsküdar Anadolu, Mustafa Kemalpaşa, Küçük Çekmece gibi Kulüplerde görev yaptı. Adana Fenerbahçe Futbol Okulu ve Fenerbahçe Süper Genç takımı Antrenörlüğü de yapan Çuğ, Amatör liglerde de, Erdek Belediyespor'u ve son olarak bu sezon başında Tophane Tayfun'u kısa bir süre çalıştırdı.


Timuçin Çuğ, Fenerbahçe tarihinin önemli futbolcuları arasında gösteriliyor. Kendi tabiriyle Karagümrük’e işleri düzeltmeye gelmiş. Düzeltir mi derseniz? Ben antrenmanda izledim ve kesin kanaat getirdim. Hoca da bu hırs var ise Karagümrük kanatlanır. Yanında da Maradona Kazım lakaplı Kazım Korur Hoca olunca, daha inanmaya başladım.


Timuçin Çuğ Hoca ile günümüz futbolu ve futbolcular hakkında sohbet ettik. Karagümrük’ün bu sezonki hedefleri hakkında da Hocamızın görüşleriniz aldık:


Adımız Alt yapı Antrenörü olarak kaldı!
20 sene bilfiil futbol oynadım. Türk futboluna hizmet ettiysem ne mutlu bana. Futbola son verince Antrenörlük yapmak istiyordum ve o zamanlar kafamda sürekli, “alt yapılarda görev yapayım, yetenekli gençler yetiştireyim” düşüncesi vardı. 1986 senesinde rahmetli Yılmaz Yücetürk ile birlikte Fenerbahçe’de alt yapı Antrenörü olarak görev yapmaya başladım. Bir sezon sonra, rahmetli Yılmaz Hoca, A Takımda göreve başlayınca ben de onunla birlikte A Takımda Yardımcı Antrenör olarak göreve başladım. Aydın, Samsun ve Eskişehir mağlubiyetleri sonrasında Fenerbahçe’den ayrılmak zorunda kaldık. Daha sonraları yine Fenerbahçe’de görev yaptım. Fenerbahçe’nin her kategorisinde görev yaptım desem doğruyu söylemiş olurum. Fenerbahçe’de görev yapmış olmanın manevi hazzını her zaman hissetmişimdir. Ancak şu da var ki, bir defa alt yapılarda görev yaptın mı adın sürekli alt yapı hocası olarak kalıyor. Bundan da mutsuz değilim. Alt yapı Hocalığı her şeyden daha önemlidir bana göre.


'Genç Hocalar maç kaybetmekten korkuyorlar'
Ben, zaman, zaman 2. ve 3. Liglerde Antrenörlük yaptım. Daha yukarılara çıkmak nasip olmadı. Ben Timuçin Çuğ olarak genç futbolculara çok güvenirim, hiç korkmam, oynatırım. 1 maç kaybederim belki ama 1 oyuncu kazanırsam da kendimi karlı sayarım. Yetenekli genç futbolcu bulduysam, yaşına hiç bakmam görev veririm. Şimdi Türk futbolunda futbolu bırakanlar 1 gün sonra A takıma Hoca oluyorlar. Halbuki bu, bu kadar kolay olmamalı. En alt liglerden başlamalı Antrenör adayları. Giray Bulak bunun en iyi örneklerinden birisidir mesela. Bazı denemelerden geçmeli Antrenör adayları. Bir de şu var ki, Hocalarımız kimi zaman genç futbolcu oynatmaktan korkuyorlar, kaybetmemek adına risk almıyorlar, sürekli deneyimli oyunculara görev veriyorlar. Onlar da biliyorlar ki, 2 maç kaybedince görevden alınacaklar, yerlerine başkaları gelecek. Fenerbahçeli genç Okan bunun son örneği mesela.
Galatasaray kaleci Yasin’e çok sabır etti, sonunda yıllarca başarı ile görev yapan bir oyuncu kazanmış oldular. Real Madrid’de kaleci İker Casillas yıllardır oynuyor. 16 yaşında A takıma aldılar, 18 yaşında görev verdiler ona hem de Real Madrid’de… 2001-2002 sezonundan bu yana adamlar en kritik bölgeyi hallettiler. Neden? Kendi oyuncularına güvendikleri için. Beşiktaş’da Rıza Çalımbay da iyi bir örnektir. Önceleri onun için sadece dayanıklılığı var diyorlardı. 1980-1981 sezonunda A takım kadrosuna yükselttiler Rıza’yı. Rıza, 16 sezonda 494 lig maçı oynadı ve toplam 41 gol kaydetti. 1. Lig tarihinde en çok forma giyen Beşiktaş'lı oyuncu unvanını aldı. O beğenmedikleri adam, aslan yürekli Rıza, 1996 yılında futbolu bırakana 52 kez Milli formayı giydi. Kaptanlık yaptı. Ben de Timuçin Çuğ olarak, bir genç futbolcu bulayım, hiç korkmam, formayı veririm. Osmaneli maçında bir oyuncu oynattım stoper mevkisinde, Çağatay isminde. Çocuk 1994 doğumlu, bu sezon filiz lisans çıkartmış Kulübümüz. Antrenmanda gördüm, beğendim. Osmaneli maçında oynattım. Çocuğun ilk resmi maçıydı bu. Ama sırıtmadı. Çocuk ruhu ile oynadı, ben böyle futbolcuya canımı veririm.


'Genç futbolcular tembellik yapıyorlar'
Biz, gençliğimizde bir haftada 6 maç yapardık. (Karagümrük için söylemiyorum, genelleme yapıyorum.) Şimdiki gençler, hemen pes ediyorlar. Genç futbolcu yorulur mu? Uçması gereken adam, kaplumbağa ile yarışacak halde değil. Neden? Bunlar hep alt yapı eksikliği yüzünden. Gençlere tavsiyem; ne iş yaparsanız, yapın. İlk olarak yaptığınız işi seveceksiniz. Rahatlığa alışmayın. Bugünler bir daha geri gelmez. Bazen Kazım Hocam ile sohbet ediyoruz, “Keşke diyoruz şimdi 20’li yaşlarda olsaydık” futbol şimdi daha güzel. Ama bugünün gençleri nerede olduklarının farkında bile değiller.
Ben, antrenman bitince tek başıma çalışırdım, yorulmazdım ki! Şimdi bakıyorum, adam haftada bir maç yapıyor, takip eden maçta sahada yürüyor. Metin Oktay neden bu kadar şöhretli oldu. Adamlığın yanında, Metin’in kanına işlemişti spor aşkı. Millet evine giderken, Metin Oktay tek başına çalışırdı. Topu alır, duvarın karşısına geçer, durmadan, usanmadan çalışırdı. Günlerce, haftalarca, aylarca çalışırdı Metin. Şimdi bile Galatasaray taraftarı her kötü sonuçta Metin Oktay diye bağırıyor da ben bile duygulanıyorum. Füze Selami’ler vardı eskiden, adamın vurduğu top, mermi gibi giderdi. Neden mi? Adam çalışıyordu. Hami Mandıralı yakın zaman örneklerinden bir tanesi. Hami’nin şutları bazukadan farksızdı. Çalışıyordu Hami de, tıpkı Metin Oktay gibi, füze Selami gibi…


'Karagümrük’den korksunlar!'
Karagümrük için Lig esas şimdi başlıyor diyebilirim. Hedefimiz ligi lider bitirip, 3. Lige çıkmak. Bu takım buralara ait değil. Bigaspor maçında futbol anlamında çok güzel şeyler yaptık. Karagümrük korktukları kadar, korkulacak da bir takım. Bir seri peşindeyiz. Bu hafta Merinos ile çok zorlu bir maçımız var, akabinde kan değişikliği yapan Feriköyspor ile seyircisiz oynayacağız. Yeri gelmiş iken Feriköyspor’da göreve başlayan genç hoca kardeşimize de canı gönülden başarılar diliyorum.
Çok ateşli ve istekli bir taraftarımız var. Bigaspor maçında “seyircimiz olmayacak” dediler. Başımı kaldırıyorum, taraftarımız, arkamı dönüyorum taraftarımız. Tabii bu futbolcuları da olumlu şekilde etkiliyor. Daha bir şevk ile oynuyor çocuklar. Benim futbolcularım ve biz; bu vefakar seyirci için bile başarılı olmaya mecburuz. Bu kadar içten seven taraftarımız olduğu için kendimizi şanslı hissediyoruz. Ancak, taraftarımız bazen farkında olmadan, tahriklere kapılıyor. Kartal Belediye maçında öyle olmuş mesela. Rakip takımlar uyanık davranıyorlar, adamlar diyor ki; Karagümrük taraftarını kışkırtalım, sinirlendirelim, bu takıma yansır ve biz avantajlı çıkarız bu durumdan. Öyle de oluyor. Ancak taraftarına söz veriyoruz; hep birlikte zoru başaracağız.
Karagümrük olarak herhangi bir sorunumuz yok, cezalı oyuncularımız ve sakat futbolcularımız da zamanı geldiğinde takımdaki yerlerini alacaklar. Çok güzel bir tesisimiz var, bir Profesyonel Kulüpten hiçbir farkımız yok. Yöneticilerimiz her daim yanımızda. Taraftarımız antrenman bile izlemeye geliyor.
Sezon başında takımla birlikte olmadığım için bir takım sorunlar yaşadık elbette. Hiç tanımadığım oyuncu sayısı çoktu. Hal böyle olunca, 2 antrenman ile maça çıkmak zorunda kaldık. Ancak gerek yöneticilerimizden olsun gerekse diğer Kulüp görevlilerinden olsun çok büyük yardımlar görüyoruz. En büyük şansım da Kazım Korur gibi değerli bir Hocam ve Hakan Çolak gibi bir Kaptan ile çalışmak nasip oldu. Bu açıdan da kendimi çok şanslı sayıyorum.
Buradan tüm rakiplerimize, Antrenör arkadaşlarımıza, futbolcu kardeşlerimize ve Hakemlerimize başarılar diliyorum. Umarım, hak edenin terfi edeceği bir Lig olur.


SÖYLEŞİ: BURAK KURTULUŞ-OGÜN KOCA

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus