03 Şubat 2009 09:07

Köşe: Yeşil Esenyurt-Ayazağa maçı üstüne


YAZI: BURAK KURTULUŞ
24/01/2009 Cumartesi günü Hadımköy Stadı’nda oynanan maçı ben de izledim. Yeşil Esenyurtspor Antrenörü Kemal Aktaş, benim bildiğim, tanıdığım ve gördüğüm en kaliteli, en centilmen ve de işini en çok severek yapan şahıslardan biridir. Ben adı geçen maça gittim hatta fotoğraf bile aldım, Efkan Bey isterse gönderebilirim. Çok garip bir maç oldu, 1. dakika 1 numaralı Yardımcı Hakem midesinde problem olduğu için maçı bırakmak zorunda kaldı, 7. dakikada Ayazağa'nın kalecisi Türker bir degaj esnasında sakatlandı ve değişiklik için oyun tam 7 dakika durdu.

Ayazağa küme düşmeyi haftalar önce (resmen olmasa da) garantilemiş bir takım karşısında oyuna bir türlü hakim olmadı, ben bizzat saydım, 15 ila 33. dakikalar arasında Yeşil Esenyurt maçı resmen tek kaleye çevirdi. 3 net pozisyondan yararlanamadı. Ayazağa'yı sahada rezil etti. Ayazağa'nın maç boyunca yalnızca 3 tane net gol pozisyonu oldu, bunlarda da, Yeşil Esenyurt Kalecisi Atilla kalesinde resmen devleşti. Ayazağa'nın golü ise çok konuşuldu, Yeşil Esenyurt'lular ofsayt diye Yardımcı Hakeme uzun süre itirazda bulundular ama ben hemen Yardımcı Hakemin arkasında olduğum için Serkan'ın gölünün ofsayt olmadığını, Yeşil Esenyurtlu 4 forma numaralı oyuncunun ofsaytı bozduğu gördüm.

Neyse gelelim olaylara; ben bu Kemal Hocayı defalarca yazdım, anlatmaya çalıştım. Yok böyle delikanlı bir adam! Ayrıca benim babamın oğlu da değil, malzemecileri sahaya başka bir araba ile daha erken gelmiş, Kemal Hoca benim duyduğum kadarı ile “Neden çiçek almadın, Ayazağalılar bize ilk maçta nasıl davrandılar görmedin mi, onlar bizi en iyi şekilde ağırladılar, en iyi şekilde gönderdiler, şimdi sıra bizde, mahcup olmayalım, şimdi git bir yerden çiçek bul ve hemen gel” dedi. Ben duydum bunu.

Yeşil Esenyurt takımının Genç Takımında Kalecilik yaptığını öğrendiğim ve sırf tribünde kalmasın diye hocasının yanına aldığı oyuncusu, maçın 15. dakikasında Hakem Mehmet Latif Turgut tarafından (Teknik Alan Kulübesinde) ihtar aldı. Hatta o kadar ciddiyetsiz bir futbolcu ki, formasını dahi yanına almamış, gitti soyunma odasından aldı geldi, kartı da öyle gördü. Aynı futbolcu olaylar olduğu sırada yine başroldeydi, Ayazağalı Adem’e vurmaya teşebbüs eden de bu futbolcuydu.
Yerel Futbol Sitesi’ndeki Yeşil Esenyurt-Ayazağa maç yazınsı yazan sayın arkadaşımız, maç yazısında, Yeşil Esenyurtlu futbolcu ve hocanın hakemlere de saldırdığını söylemişti. Yapmayın, gerçekten ayıp oluyor. Hakem, triosu ile birlikte sahanın içinde durdu, ona bırakın saldırmayı, tek bir laf bile söyleyen olmadı, şimdi diyeceksiniz ki, “sen nereden biliyorsun?” beni de haberi yazan arkadaş yalanlasın, olaylar esnasında tribünün önünde Jandarma görev yerinden ayrıldığı için, açık olan tribün kapısından biz de Yeşil Esenyurtlu eski futbolcu ile olayları yatıştırmada yardımcı olmak için içeri girdik.

81 dakikada duran maç, 89. dakikada yeniden başladı ve hakem kardeşimiz yalnızca 6 dakika uzatma verdi, halbuki; 8 dakika olaylar için, 4 dakika da maçta kaybolan süre için, toplamda 12 dakika uzatma vermesi lazımdı. Ben kesinlikle Ayazağa Kulübü’nün hatalı olduğunu söylemiyorum. Ancak bazı gerçekleri de görmemiz gerekiyor, olaylar yatıştıktan sonra Ayazağa Kulübü’nün Hocasının, Hakeme; “Hocam, şu futbolcu ile bu futbolcuyu da atman lazım” dediğini ben de duydum. Bunlar yanlış şeyler, sonuçta 1 kıytırık faul tartışması ile başlayan ve daha sonra Ayazağalı Adem’in, Kemal Hocayı itip, hakaret etmesi ile büyüyen olay 5 futbolcunun oyundan ihracına sebep oldu.

Beyler, ben de futbolcu olsam, Hocama laf söyletmem, 15 yıl futbol oynadım, Hocalarıma hep sahip çıktım, çünkü hocalarımız da bize hep sahip çıkıyor, o güzel insanlar, Türk Futbolunun Gerçek Emekçileri olan Futbol Antrenörleri bizim için uğraşıyorlar, bizim için ailelerinden fedakarlık edip, bizimle birlikte oluyorlar, bazıları bizim yüzümüzden işinden oluyor, evine ekmek götüremiyor, ama gel bedava şu takımda çalış desen koşacak, gönülden bu işi yapacak yüzlerce hatta binlerce Hoca vardır.

Bir futbolcu benim Hocama vurursa, ben de istemeden de olsa karşılık veririm, bu sporcu psikolojisidir, herkes aynı tepkiyi verir, kaldı ki, küme düşmüş bir takımın Hocası dahi olsa, takımı tek başına sırtlamış, bütün zorluklara göğüs germiş ve futbolcularının dağılmamasının da yegane sebebi olan ve futbolcularıyla saha dışında ağbi-kardeş, baba-oğul gibi, saha içinde de olabildiğince disiplin olan ve bu işi gerçek anlamda layıkıyla yapan bir hocadan bahsediyoruz.

Ayazağaspor’a Türkiye Şampiyonası’nda bütün kalbimle üstün başarılar diliyorum, inşallah geçtiğimiz sene finalde kaybettiler, bu sene 3. Lige çıkmalarını ümit ediyorum, çünkü bunu hak ediyorlar.

Yeşil Esenyurt takımına ise 2009-2010 Futbol Sezonunda 1. Amatör Lig’de başarılar diliyor, aynı kadroyu bozmayıp, üstüne bir-iki takviye ile hiç de zorlanmadan geri geleceklerini düşünüyorum. Özellikle Kalecileri Atilla, İbrahim, defanstaki adını bilmediğim 1-2 oyuncu, Mahir ve Erdi isimli genç futbolcuları daha iyi olacaklar.

Son sözüm de Sayın Kemal Aktaş’a olacak; Hocam, sen hep iyi şeyleri hak ediyorsun, hak ettiğin iyi şeyleri de elbet göreceksin, bundan eminim.

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus