09 Aralık 2010 04:42

Köşe: Haftalık amatör bülten üzerine



Geçtiğimiz günlerde, Eski Hakem ve İstanbul İl Hakem Kurulu eski Üyesi Alparslan Argun’un Annesi hakkın rahmetine kavuştu. Haberi yaparken, kılı kırk yardık. Hocanın rahmetli Annesinin vefat ettiği İl’i bilhassa yazmadık ki, Alparslan Hoca, o İl’e Gözlemci olarak gittiğinde sıkıntı olmasın. “Ne alakası var?” demeyin. Ben Hakem olsam, memleketimizi gizlerdim. Doğup, büyüdüğüm yeri de gizlerdim. Oldu da; o il’e maça gittin, birileri araştırır, bulur. Sonra da “vay anasını satayım, adam buralıymış zaten”  derler. Ancak o haberi yaptığımız gün olan Cumartesi günü, sitemizden bir tanesi Efkan Bucak olmak üzere, iki kıymetli mensubumuzun nişan törenleri vardı. Yoğunduk o gün. Bir de Hasan ağabeyimizin minik kızının vefatı hasıl oldu. Biz de Yerel Futbol sitesi olarak, kederli ağabeyimizi evinde ziyaret ettik, taziyelerimizi sunduk. Ancak koskoca Başkan yıkılmıştı, ayakta durmaya, konuşmaya hali yoktu. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Yolda, Öner kardeşim ve Oğün Hocam ile birlikte siteye haber yüklemeye çalışıyoruz. Yanımızda da Danışmanız olan büyüğümüz var. Danışmanız kim? diye soracak olursanız, olabilecek en uygun kişiyi seçtik ve çok iyi bir tercih yaptık. Neyse artık, bir de baktım, Alparslan Argun’un Annesinin vefat haberine, Hoca hakkında saçma, sapan yorumlar geliyor. Hemen bu haberi yoruma kapattık. Bir insanın en değerli varlığının kıyamet gününe kadar aramızdan ayrılacağı günde böyle yorum yapan edepsizlere (bu kişiler bazı faal Hakemler) ne diye söz hakkı vereceğiz! O ara aklıma geldi, bir Hakem arkadaşımı aradım, Alparslan Argun’un Annesi ölmüş, haberin var mı? dedim, “yok, senden duyuyorum” dedi. Telefonunuza mesaj da mı gelmedi Hakem Derneğinden? diye sordum. “gelmedi” dedi. Ey benim adaletten bahseden Ahmet Şahin Hocam; Bu kadar mıdır sizin insan hayatına verdiğiniz saygı? Bir Kurul üyesinin anneannesinin ameliyatı olunca herkese mesaj çektiren sizler, nasıl böyle bir hata yaparsınız, anlamak mümkün değil.

Tarihten bir hikayedir, aktaralım; Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak: Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, aferin!

Ben açık, açık yazıyorum, 2001 yılından itibaren tüm Hakemli bültenler ben de kayıtlıdır. Lazım olduğunca tekrar, tekrar bakarım. Haftalardır Hakemli bülteni incelemiyordum, bu hafta bir bakayım dedim. Bakalım, Kurulumuz, hangi Hakemi hangi maça vermiş diye merak ettim. Karşıma ilginç atamalar çıktı, sizlerle paylaşmak istedim.

Gözlemci atamalarında çok ciddi sorunlar var.

Geçen hafta bir Gözlemcimizi yazdık. Hocamız o maçı iade etti. Zaten kendisine yakışanı da buydu. Biz seviyoruz o’nu. Hem Hocamız rahatladı hem de Hakem kardeşimiz. Ancak o olayda Hocamızın gram kabahati yok, belki biz yazmadan o maçı geri vermiştir diye düşündüm. Sanıyorum öyle de olmuş. Muzaffer urlu Hocam; meşhur bir laf bilir misin? Arkadaşını söyle bana, senin kim olduğunu söyleyeyim; Senin arkadaşın Yılmaz Dağ ise sen de adam gibi adamsın, bundan eminim. Ancak Hocam, Hakemleri atayan Hocamız, Hakemi evi yakın diye semtinin maçına verir. Siz, Gözlemciyi evi yakın diye semtinin maçına verirsiniz. Bu Cumartesi günü, İst. Bulancak-Kazım Karabekir Mevlana maçı var. Hakem M. Kürşat Filiz. Gözlemci ise Adem Demir. Adem Demir, İst. Bulancak’ın hem Antrenör hem de Yöneticisi olan (Başkan’da olabilir) Ali isimli kişi ile aynı yerde (İETT İkitelli Garajında) çalışır. Şimdi bu iki kişi, maç günü gelmeden maçı konuşur mu dersiniz. Kaldı ki; Ulusal bir Hakemi, o seviyede bir Gözlemcinin takip etmesi daha doğru olabilirdi.

Nurettin Dehmen, Abdullah Tuncer Keçeci ve İsmail Okur. Üç kaliteli insan, birbirinden değerli üç önemli isim. Şimdi bu saydığım isimlerin üçünün de Hakem Camiasında ağırlıkları vardır. Sevenleri çoktur. Sevmeyenleri de elbette vardır. Bu isimler hangi Hakemi izlemeye gitse, Hakemin kafasında “acabalar çakar!” kimi zaman sevinir Hakem, kimi zaman da eli, ayağı birbirine karışır. Hele ki; Tuncer Keçeci; elinde bir defter, yaz babam yaz. Ben çok severim Tuncer Hocayı. Diğerlerini de çok severim. Devam edelim; Bu saydığım isimler, 11 Aralık 2010 Cumartesi günü Bayrampaşa Belediye Stadında olacaklar. Nurettin Dehmen, Bayrampaşa Teknik-Çeliktepe Ümit maçında, Hakan Kaya’yı, Abdullah Tuncer Keçeci, Bayrampaşa Tuna-Çakmakspor maçında Sezer Yalçın’ı ve İsmail Okur’da Yıldırım Bosna-Bakırköy maçında Mehmet Fehmi Es’i ya da triolarını izleyecekler. O gün, o Statta 4 maç var. Gözlemcisini saymadığımız maç ise, 10.45’de başlayacak olan, İstanbul Bafra-İzzetpaşa 1. Amatör Lig maçı. Hem de çok zorlu bir maç. Kümede kalma maçı. Ancak bu maça şu anda atanmış bir Gözlemci bulunmuyor. Bana garip geldi. Bir tuhaflık da Hakem açısından olacak. O maçı yönetecek olan Mehmet Kapluhan, Sarıyer’den gelecek. Mehmet Kapluhan yılların Hakemi. Ancak bu Hakem acaba, “neden benim maçım da bu kadar önemliyken, Gözlemci atanmaz” diye düşünmez mi? ben olsam düşünürdüm.  

Esenler Turgutreis - Alucra Doludere maçının Hakemi İlyas Dokuzkardeş. Maçın fazla bir önemi yok ancak yine de bir baksınlar, İlyas Dokuzkardeş’in ikameti neresi?

Son günlerde adını çokça duyduğumuz Yunus Taşkın, Arnavutköy - Bulvarspor maçını yönetecek. Yunus’a sallayanlar var ama ben bu kardeşimizi çok iyi tanırım. Kalbinden neler geçtiğini dahi bilirim. Kalbi seks yapar mı derseniz, yapmaz. Düzgün çocuktur, delikanlı adamdır. Ama Amatör Ligde gittiği maçlarda içine etmekte ondan iyisi de yoktur. Hakemliğinde biraz fazla serttir ama Yunus benim kardeşimdir. Ben güvenirim o’na. Bazı maçların içine etse de güvenirim yine. Kaldı ki, Yunus’un vukuatlı maçlarının sayısını ben dahi sayamam. Öyle de bir lanettir. Ey benim Metin Boğa Hocam, lafım sana; Yunus’u sen Hakem yaptın! Sonra hiç ilgilenmedin. Senin % 10’un kadar diyalog yeteneği olsa, şimdi Kral Yunus’tu. Yunus, 2003’de Hakemliğe yeni başladığında da böyleydi. Serdat Tatlı’nın Muş versiyonu anlayacağınız. Şimdi Yunus’un bu hafta yöneteceği maçta şikayet olmaz diye düşünüyorum. Aslında olmasın diye umuyorum. Ancak bu maçı Yunus için kolaylaştıran bir isim var. Maçın Gözlemcisi Celal Boz. Bazı Hakemler, maalesef Gözlemciye göre maç yönetir, bazılarını da Gözlemci kasar, hataya zorlar. Ancak Celal Boz ile maça çıkan Hakem şanslıdır.  Celal Baba sen çok yaşa.

11 Aralık 2010 Cumartesi günü Albayrak Suni Çim’de oynanacak, İgdaş-Sefaköy 1. Amatör maçına dikkat edin. Hakem de Barış Meriçkan, ona da dikkat edin. 27 Kasım 2010 Cumartesi günü, Bakırköy Belediye Sahasında oynanan, Yücespor-Kalespor maçında triosu ile birlikte hiç iyi değildi. Bu maça dikkat edin diyorum, başka da bir şey demiyorum.

11 Aralık 2010 Cumartesi günü, Karayolları Öz Kartal Sahasında Yeni Özkartal Öz Alibeyköy U17 maçı var. Maçın iki türlü önemi var. Öz Alibeyköy takımı şampiyonluğa gidiyor. İkinci önemi de bu iki takımın A takımları geçen hafta aynı sahada çok zorlu, biraz da sorunlu bir müsabaka oynadılar. Şimdi bu maçta Gözlemci yok. Vermiyorlar mevzuat gereği. Aslında verilebilir. Ayrıca Hakem kardeşimiz de hiç kusura bakmasın, bu maçı yönetecek seviyede değil. Bu maçı, Süper Amatör Lig maçı gibi değerlendirip, ona göre trio verilebilirdi.

11 Aralık 2010 Cumartesi günü, Alibeyköy Parseller Sahasında, Pazariçi Köprülü- Merkezefendi U17 maçı var. Merkezefendi şampiyonluk için mücadele ediyor ve şu anda lider durumda. Bu maçı Merkezefendi’nin olasılık olarak kazandığını düşündüğünüzde, Pazariçi Köprülü’ler kendi semtlerinde oturan ve bu bölgede tanınan, bilinen bir aile olduklarından dolayı aşina oldukları Mustafa Yanık’ın oğlu Emre’ye bir tepki verirler mi acaba? Emre Yanık bu maçın Yardımcı Hakemi. Hasan Yanık da aynı ailenin bir diğer ferdi. Hasan, geçtiğimiz sezon Pazariçi Köprülü-Feriköy maçında muhteşemdi. Demek ki, bu ailenin bireyleri hep böyle kaliteli. Ben Eren’i tanırım daha ziyade. Kocamustafapaşa, Akçakoca, Beşyüzevler, Topkapı, THY, Eyüp ve Alibeyköy gibi Kulüplerde oynamış olan Eren Yanık’ı. Her şeyine kefil olunur. Ancak Emre Yanık gibi genç bir Hakemi verecek başka maç bulabilirdi bizim İs. İl Hakem Kurulu.

11 Aralık 2010 Cumartesi günü, Yıldıztabya Stadı’nda, Zeytinburnu Hürriyet- Sadabad maçı var. Zeytinburnu Hürriyet maçlarını neden bu sahada oynuyor bilmiyorum ama benim bildiğim bir şey var.  Maçın Yardımcı Hakemi Sertan Deniz ile Sadabad Kulübü’nün mahkemesi henüz tamamlandı. 3 yıl önceydi sanırım. Şimdi HİF’lere eğitim verdiği iddia edilen Bayan Hakem Özlem Neidim ile birlikte bir maça çıkmıştı Sertan Deniz. Nurtepe Stadındaki bu maç, Seyrantepe Karakolu’nda bitmişti. Sertan Deniz ile Sadabad Kulüp Başkanı Cengiz Öztürk mahkemelik olmuşlardı. Bir not daha verelim; darp edilen Hakem Sertan Deniz’i o zamanlar, İl Hakem Kurulu’ndan Mehmet Top’un dışında arayan olmamıştı. Yanına giden başkası da olmamıştı. Şimdi Sertan, Hakem Derneğinin bazı işlerinde onlara yardımcı oluyor diye biliyorum. Aferin Sertan Deniz’e, ben olsam, kırılır, Hakemliği bırakırdım. İl Hakem Kurulu Üyeleri, şimdi siz 3 yıl geçti diye Sadabad Kulübü’nün Sertan Deniz’i unuttuğunu mu sanıyorsunuz?

11 Aralık 2010 Cumartesi günü, Sütlüce Stadı’nda, Erokspor-Kağıthane maçı var. Maçın Hakemi Bayram Başkan. Erokspor’lular, 2 yıl önce Tepecik’de oynanan ve benim de izlediğim, Güzelce-Erokspor maçından sonra o zamanlar İl Hakemi olan bu ismi hafızalarına kazımışlardı. Bayram iyi Hakemdir ama bu maçın Hakemi olmaması gerekirdi.  Yok, Bayram halen maçı geri vermediyse, o’na tavsiyem; başın ağrımasın istiyorsan bu maçı değiştir kardeşim.

Ulusal Hakem Onur Karabaş’ın çıktığı maçlara lütfen dikkat ediniz. Nerede vukuatlı maç var, Onur Karabaş orada.  Sadece Onur Karabaş değil haliyle, Osman Yiğit Uzer ve Özer Bektaş da bu yükü çekenlerden bazıları.  Bu Hakem arkadaşımız halen yıpranmadıysa, daha yıpranmaz. Başarılar diliyorum Onur Karabaş’a ve diğer Hakemlere.

Dursun Ali Esa’nın oğlu Barbaros Esa’nın cezası geçen hafta bitmiş anlaşılan. Aslında cezası bitmemiş de, mahkumiyetini hafifletmişler. Barbaros kardeşimiz yanlış bilmiyorsam, Faceebook denilen sayfada, hak aramak ile ilgili bir, iki söz yazmıştı. Ey Barbaros, sen daha çok toysun, sana mı hak aramak? Tabii onu çekemeyenler de yememiş, içmemiş ve hemen bunu Kurul’a taşımışlar. Aslında Barbaros Esa’nın suçu yok. Suç Baba Esa’nın, yani Dursun Ali Hocamın. Dursun Ali Esa; bu Hakem Camiasına yıllarca, şerefiyle, namusuyla; hem Hakem hem de Kurul Üyesi olarak hizmet etmenin müfakatını pardon cezasını gördü diyebilirim.  Ancak Dursun Ali Hocamı bir türlü çizememenin acısını içinde hisseden malum şahıslar, hırslarını evlat Esa’lardan çıkartmak istiyorlarsa, onlara da yazıklar olsun. Dursun Ali Esa, her ne kadar Tepecik’in, Alibeyköy’ü, 17 Ekim 1999 yılında, 5-2 mağlup ettiği maçta, Yardımcı Hakem olan Yiğit Uzer’in 3 hatalı ofsayt pozisyonunu devam ettirerek, mağlubiyetimizde pay sahibi olmuşsa da, ben çok severim Dursun Ali Hocamı. Adam gibi adamdır. Böyle Babanın evlatları da elbette adam olur. Yerel Futbol sitesi olarak Esa ailesine selamlar, Hocama da saygılar. Unutmadan, o zikrettiğim Tepecik-Alibeyköy maçında Alibeyköy’ün kalecisi rahmetli Çetin Vurmaz’dı. Maltepe’li Ulaş Aynur ve şimdi Adalarspor Teknik Direktörü olan Ergün Hoca da takım kaptanımızdı.

12 Aralık 2010 Pazar günü, işi olmayanlar Mehdi Sancak sahasına gitsinler. Gitsinler ve üç maçta da Kıdemli Yardımcı Hakem olan Volkan Günal’ı izlesinler. Yazık, bu çocuğa maç veriyorsunuz ya, hakikaten yazık. Hakeminiz kalmadı elinizde tamam ama Volkan 8 yıldır hiçbir hafta üç maça birden çıkmadı. Bu üç maçın takımlarına, Hakemlerine ve diğer tüm ilgililere Allah yardım etsin. Bu arada size Volkan Günal’ın bir anısını anlatayım; Volkan’a 2006 yılında bir BG maçı vermişler, maç Pazar günü Sarıyer Belediye Çayırbaşı’nda. Bizim Volkan, Cumartesi günü sahayı incelemeye gitmiş. Yanlış duymadınız, sahayı incelemeye gitmiş. Çimlere bakmış, korner bayrak direklerine bakmış, filelere bakmış, tribünlere bakmış, ara sıra da yoldan geçen kızlara bakmış. Adamın Pazar günü maçı var ya, işine önem gösteriyor Hakem kardeşim. Sırtında da kırmızı bir anorak, arkasına da TFF Volkan G. yazdırmış. Çayırbaşı’ndaki güvenlikçiler anlamışlar Volkan’ın ne kadar zeki olduğunu (!) “Hocam, demişler; soyunma odalarını da gezmek ister misin?” Tabii demiş bizimki, sırası geldiğinde, oraya da bakacağım. Soyunma odasına girmiş Volkan, duşları da incelerken kapıyı üzerine kilitlemişler. Bu beyefendi, başlamış bağırmaya, “açın lan kapıyı ipneler” yarım saat sonra geri gelmiş güvenlikçiler, “Hocam demişler, sen kaç gündür bu soyunma odasındaydın?” İşte bu adama kaç veriyor bizim değerli Kurul Üyelerimiz.

Yahya Kemal İdman Yurdu-Gümüşyaka maçı haftanın en kritik maçlarından birisi. Hakem ise, Ozan Bileyci adında genç bir kardeşimiz. Ozan kardeşimizin bu sezonki ilk Süper Amatör maçı bu maç olacak. Ozan Bileyci, daha önce 1. Amatör Lig’de 5 adet maçta Hakem olarak sahaya çıkmış. En son hafta yönettiği maç olan, Çelikspor-Taksim maçında Gözlemcisi olan ve aynı zamanda İl Hakem Kurulu Üyesi de olan Turgay Gökal tarafından çok beğenilmiş olacak ki, bu maça verilmiş. Umarım Ozan Bileyci bu maçında hakkından gelir. Başarılar diliyorum ancak maç çok zor. Ozan bu maçta bir hata yaparsa, hesabını kim verir artık onu da siz bulun!

Geçen hafta Cumartesi sabahı bir maç vardı, Alibeyköy Parseller sahasında. Saat 9’da başlayan bu önemli maça bizim Kurul Üyelerimiz, Ömer Faruk Hallaç adında bir genç Hakemi vermişler. Yanında da kimseler yok. O maçı ben de bir süre izledim. Bu maçı, bu adama bu maçı veriyorsunuz ya, başka da bir şey söylemiyorum sizlere. Adamınız resmen şamar oğlanı oldu. Sahada Hakem yoktu beyler. Sizi temsil eden birisi yoktu. O gün, o saatte o sahada Hakem yoktu. Allah’tan Saha Komiseri Mehmet Karagöz üst düzey görev yaptı da Hakeminiz o sahadan sağ, salim çıktı. Unutmadan bir Polis vardı, Bünyamin Gezer’in hemşerisi. Amasyalı. “Bünyamin de Hakem, hem de benim arkadaşım” dedi ve Hakemin kapısında duvar oldu, sağolsun. Ben de gittim Hakemin kapısına, “bir şeye ihtiyacın var mı kardeşim diyorum” elindeki çay bardağı titriyor adamın. Rahat ol, burada sana bir şey olmaz diyorum, “ya olursa” diyor. Olmadı bir şey, olmazdı zaten. Benim Kulübümde Hakemlere zarar gelmez.  Ancak o Hakem, Yeşilpınar - Öz Yavuz Selim maçına çıkarken tir, tir titriyordu. Unutmayın, en zor maçlar, en basit gözüken maçlardır.

12 Aralık 2010 Pazar günü Kartal Bulvar Stadında bir maç var. Ataşehir İY-Demirspor takımları saat 10.45’de karşılaşacaklar. Hakem ise benim 1 numaralı favorim olan Ceyhun Sesigüzel. Ceyhun’un huyu güzeldir, Hakemliği güzeldir, arkadaşlığı güzeldir ama sesi kötüdür. aynı gün Dudullu Sahasında saat 14.15’de bir maç daha var. Dudullu-Batı Trakya Türkleri arasında oynanacak olan Süper Amatör Lig maçı. Bu maçın da Hakemi Ceyhun Sesigüzel. Bir günde iki maç, yapmayın. Ben sizin yerinizde olsam, ilk maça meşgul olan birisini verir, sonra Ceyhun’u gönderirdim. Murat Oksay Hocam, erken yorulmaya başladın galiba. Ceyhun Hocam; aynı gün, akşam saat 22’de Sultangazi’de bizim bir halı saha maçımız var, lütfen, gelip de o maçı da yönetir misin? Senden başka Hakem bulamadık, kusura bakma.

Tüm Yerel Futbol ziyaretçilerine ve Amatör Futbol mensuplarına sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Ayrıca, tüm Hakemlere, Gözlemcilere üstün başarılar diliyorum. Hakem şansının daima yanlarında olmasını temenni ediyorum.

 

YAZI: BURAK KURTULUŞ

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus