20 Ekim 2012 06:20

Köşe: Başarısızlığın faturası benimdir


Önceki günlerde Silivrispor Kulüp Başkanı Mustafa Saral’ın basın toplantısına katıldım. Zaten sizlerde toplantının hemen ardından gazetelerde haberini okumuşsunuzdur. Ne dedi Saral; “Sonuna kadar hocamızın yanında ve arkasındayız” iyi ve yerinde bir açıklama gibi görülse de olay farklı aslında.


Şimdi hafızalarınızı zorlayın bir kere, profesyonel kulüplerde özellikle kulübün başkanı tarafından yapılan bizzat “hocanın yanındayız” mesajının asli anlamı şöyledir, “Hoca bak bu son haftandır, aksi takdirde yolcu yolunda gerek. Biz yönetim olarak senin yanında olduğumuzu yalanda olsa açıkladık ve sana bir yenilgi hakkı daha verdik. Bunu iyi veya kötü değerlendirme hakkı senindir” basitçe anlatımı budur.

Toplantının ardından görüştüğüm profesyonel insanların bana olan yorumudur bu ki katılmamak elde değil. Hal böyleyken hocanın da bir nevi dikkati çekildi açıkçası.

Tekin Aslıhan hocama üstüne basa basa sonuna kadar destek olacağım. Elimden ne gelir bilmem ama ben Silivri’ye geldiğinden bu zamana kadar adamın yanında oldum, bundan sonra da yanındayım. Bu zamana kadar adam satmadım bu saatten sonra da satmayız.

Tekin hocam masaya zamanında vuramadı. Zamanında gerekli takviyelerini yapamadı. Kamp döneminden bu zamana kadar geçen sürede gol atacak bir adamın eksikliği gündemdeyken hatta bu eksiklik kulübün başkanı tarafından özel sohbetlerinde dillendiriliyorken oyuncu alınamadı ya daha ötesine de gitmeye gerek yok.

Şimdi ne olacak? O kadar çok senaryo var ki sürüsüne bereket. Bunlardan bir kaçı, Bursa Nilüfer maçı kayıpla kapanırsa Tekin hocamla kulübün yolları ayrılır. Nilüfer maçından puan çıkarsa Tekin hocam sadece kalacağı süreyi uzatmış olur.

Tekin hocamın yerine gelecek hocanın ismi bende gizli. Bu ismi bir kişiye yazdım ve verdim. Devre arasında bol bol transfer yapılacak. Bu devre arasını bekleyen akbaba menajerler mekik dokuyacak. Paralar havalarda uçacak. Kulübün para ile ilgili işçisi veya yöneticisi bankalar ve kulüp arasında mekik dokuyacak.

Yeni hoca ve transfer masrafları ile birlikte bütçe ayyuka çıkacak. Faturayı benimle birlikte Mustafa Saral ödeyecek.

Sezon başında oyuncu başına 20-25 Milyon fark gözetilmemiş olsaydı o zaman keyifle maçımızı seyrediyor olurduk ve puanları sayardık üçer üçer. Sezon başında yapılan maddi kısıntı devre arasında bütçe açığına yol açacak.

Bu aslında bir kehanet değildir. Kongre sonrasındaki yazımda belirtmiştim, bu kulüpte profesyonel yönetici yok diye. Yine söylüyorum, profesyonel yöneticimiz hala yok. Öyle ezbere hatır gönül ilişkileriyle yol alınmaya çalışılıyor.

Bu şekilde bu gemi fazla yol alamazdı da. Devre arasında alınacak oyuncuların dikiş tutturacağına kim garanti verecek?

Yine başa döndüğümüzde elde var olanla devam etmeye çalışmak en hayırlısı olur. Şuan takımda moral motivasyon eksikliği var. Bunu sağlayacak kişide ne hocadır, nede başkan. Oyuncular üstünde moral motivasyonu sağlayacak kişi ve kişiler yöneticilerdir.

Kaç yönetici, kaç oyuncunun derdini dinledi bu zamana kadar. Oyuncuların parasını verdiğinizde her şeyin düzeldiğini işin bittiğini sananlar yanılırlar. Bakınız kendi evinizdeki çocuğunuzdan örnek alın. Evdeki çocuğunu da para ile ıslah etmeye kalkanların sonu hep hayal oluyor.

Çocuğunuzun derdini para ile değil de dinleyerek hallettiğinizde o zaman gerçek hedefinize ulaşmış olursunuz. Yanılıyor muyum acaba?

İşte bizim profesyonel yönetici eksiğimiz burada başlıyor. Bu iş Kulüp Başkanı Mustafa Saral’ın işi değildir. Bu iş para ile tutulan menajerin de değildir. Bu iş cebinden para harcayacak yöneticinin işidir. Önce dinlemesini öğrenin sonra bana işimi öğretin.

Üstlerde belirttiğim bir cümle var, “başarısızlığın faturasını Saral ve ben öderim” diye, bu cümleme takılmayın derim ilerleyen günlerde kaybedilen puanların ardından ilk kulakları çınlayan başkanla ben oluyorum da ondan. Anladınız siz onu...

YAZI: ENGİN AKIN

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus