23 Aralık 2008 01:57

Köşe: Futbolumuz, belediyeler ve seçim



YAZI: ORHAN BUDAK
FOTOĞRAFLAR: EROL EFTEKİN
Futbolumuzun geçmişinde 20-30 yıl öyle bir birlik ve beraberlikler vardı ki o beraberlikler yıkılmaz birer kale gibiydiler.Her semtte, her mahallede efsane denilecek takımlar vardı. Öyle turnuvalar yapılıyordu ki oralardan başarılı takımlar fışkırdıkça ‘spor kulüpleri’ kuruluyordu. Bu fedakarlıklar neticesinde İstanbul’un her ilçesinde her sokağında heyecan hakimdi. Başarılı genç futbolcularımızın semtlerinde başarılı olmaları onlara birinci lig, ikinci ve üçüncü lig kapılarını açmaktaydı.

Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa ilçeleri bunların başında geliyordu. Her ilçenin kendine has kendine özel futbol turnuvaları futbol severleri bünyesinde topluyor bu organizasyonlardan sonra bir çok isimsiz gencimiz büyük kulüplere giderek ekmek parası kazanırken birlikteliğin başarısını yaşıyordu adeta. Zamanla ilçe belediye başkanları spor kulüplerine el atmaya başladığında bilmeden birçok güzelliği de yok ettiler. Öncelikle spor kulüplerinin halk ile olan bütünlüğü de zamanla ‘belediyeler yardım ediyor’ zihniyeti yerleşince spor kulüplerimiz bilhassa profesyonel olanlar büyük bir maddi çıkmaza girmiştir.

Belediyeler tarafından önceleri birer kahraman olan spor kulübü başkanı ve yöneticileri sonradan sıradan vatandaş durumuna düşmeye başladılar ve zamanla bir çok yerde ipler koptu. İpler kopunca moraller de bozulmaya başlayınca başarısızlıklar gelmeye başladı.

30 yıla damgasını vuran öyle iki ilçelerimiz takımları var ki o ilçelere bütün İstanbul hayran kalmış neredeyse kıskanmaktan onlara gıpta etmekten başka bir şey yapamaz olmuşlardı: Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa. Kısa bir zamanda Türkiye liglerinde Beşyüzevler, Altıntepsi ve Bayrampaşaspor yer aldı, Küçükköyspor, Gaziosmanpaşaspor ve Yıldırım Bosnaspor ise hala profesyonel ligde. Ancak Küçükköy ve Yıldırım Bosna eski güçlerinden ve başarılarından uzakta.
Bu spor kulüpleri kurulurken başta belirttiğim gibi semtin emeğiyle birlik beraberliğinle kurulmuştu ve buralara gelirken çok büyük mücadeleler verdiler. O zamanlar semt sahalarında çalıştıkları için bir başka bereket vardı kulüplerde. Zamanla semt sahaları statlara dönüştükçe sporcu bulmak zorlaştı, masraflar da ağırlaşmaya başladı. Seyirciden zaten para alamamanın çaresizliği yaşanırken söz veren, umut veren belediye başkanları yavaş yavaş yardımları keserek bu spor kulüplerini kaderleri ile baş başa bırakmaya başladılar.


Vatandaş zannediyor ki belediyeler spor kulüplerini ihya ediyorlar, onları besliyorlar, başarılarını istiyorlar ama maalesef böyle bir durum mevcut değil.
Belediyelerin tezleri şöyle olmakta: Biz tesis yapıyoruz, araç gönderiyoruz, malzeme yardımı yapmaktayız. Böylece sıyrılıyorlar aradan.
Belli bir spor politikaları yok. İstiyorlar ki profesyonel takımlar kaybolsun amatöre düşsünler zira onları kontrol etmek çok daha kolay.
Bilmiyorlar ki spor kulüpleri kalıcı, kendileri gidici. Seçimde gene aynı oyun oynanacaktır oyları alana kadar. İkinci ve üçüncü ligde mücadele etmek ne demek, bu büyük başarıya ortak olmak varken onları çaresiz bırakmak başarı değildir.


Cefakar taraftarlar da olmasa neler olacak düşünemiyorum bile. İlçeleri temsil eden takımların bazıları belediyenin verdiği formalarıyla sahalarda mücadele ederken bazı takımlar borç harç malzeme ile mücadele etmekte. Belediye başkanı aynı uygulamayla ‘adamına göre’ seçimde oy isteyecek. Çaresiz yöneticiler başarı için mücadele ederken Belediye başkanı gelecek oy isteyecek. Ne için?
Görevleri eşitlik ve hizmet olan başkanlar tesis yapıyorlar ama kazanın içi boş olduktan sonra neye yarar? Başkanlar adil olmalılar, adamına göre hizmet değil gerçeğe göre hizmet vermeliler. Kendileri gidici, daima baki olan spor kulüplerimiz çünkü onlar Türkiye’mizin geleceği olan gençlerimize sayısız hizmet vermekteler. Onlarsız spor olmaz ama belediye başkanları her zaman değişebilirler.

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus