26 Aralık 2013 11:49

"Bir çocuğu sokaktan kurtarsam bana yeter"


Yıllarca Profesyonel futbol oynamış, Milli takımlar dahil, 3 büyüklerde görev almış ve Türk futbolunda çok önemli oyuncular yetiştirmiş bir isim olan Muharrem Önen ile konuştuk.



Bazı insanlar vardır, ömrünü bir ideal uğruna geçirir. Kimi, bir ev kurma sevdasına; kimi, bir kadın aşkına, bazısı, bir emeklilik hülyasına; bazısı, araba-dükkan tutkusuna; nicesi, makam-şöhret uğruna harcayıp gidiyor ömrünü. Sorduğunuz adına ‘ideallerim’ diyorlar… İşte size bir idealist. Hayatını futbola adamış ama hep açık sözlülüğünden, dobralığından, dürüstlüğünden hak ettiği yerlere gelememiş ama bunlardan hiç pişman olmayan birisi. Muharrem Önen.


Muharrem Önen Kimdir?
Muharrem Önen 15 Aralık 1955 Elazığ doğumlu. Futbola 1969 yılında Davutpaşaspor’da kaleci olarak başladı. 1973 yılında Tekirdağspor’a transfer oldu. Amatör milli takıma çağrılmasıyla birlikte 1974 yılında Beşiktaş’a transfer oldu. 1978’e kadar Beşiktaş’ta Rasim Kara ve Mete Bozkurt ile birlikte görev yaptı. Recep Adanır ve Miloş Milutinoviç Teknik Direktörlük yapmıştı. O kadroda şimdi MHK Başkanlığı yapan Zekeriya Alp, Ali Çoban, Süper Reşit diye anılan Adanalı Reşit Kaynak ve Samet Aybaba da vardı. Ardından 1978-1982 yıllarında Düzcespor’da (2.Lig) görev yaptı. Yılın altın karmalarına defalarca girdi. Gaziantep’e transfer oldu. Karşıyaka’da 2 sezon oynadı, Kırklarelispor’da 2 sezon forma giydi. 34 yaşında 1988 yılında, 2.Ligdeyken jübile yapmadan futbolu bıraktı. Davutpaşaspor’da yöneticilik ve Antrenörlük yaptı. Davutpaşaspor’u 2.Amatör Ligden, 1.Amatör Lige çıkartan kadronun başında görev yaptı. 1993’e kadar görev yaptığı Davutpaşaspor’dan sonra Futbol Antrenörlüğü için başvuru yaptı ve A kursunu bitirerek Teknik Direktör oldu. Sepp Piontek o kursun başındaki isimdi. Fenerbahçe’de hem Yardımcı Antrenör hem de kaleci Antrenörü olarak (PAF) göreve başladı. Rahmetli Erol Togay ile birlikte. Daha sonra rahmetli Gündüz Tekin Onay’ın teklifini kabul ederek Genç Milli Takımlarda görev yapmaya başladı. 3 sene hem seçici, hem Kaleci Antrenörü olarak görev yaptı. Bu arada Kaleci Antrenörü Kursunu da bitirdi. Milli Takımdan ayrıldı. Emre Belözoğlu, Serdar Kulbilg gibi oyuncuların yanı sıra Tuncay Şanlı, Semih Şentürk, Tolga Zengin gibi birçok oyuncuyu milli takıma seçen kişidir.


“Yüzümüz eskimişti”
Neden bıraktınız? diye sorunca “yüzümüz eskimişti, gençler arkadan geliyordu” diye cevap veriyordu. Yeni evlenmesi de futbolu bırakmasına vesile olduğunu ifade ediyor. Sizin için bir çocuğun yürürken futbolcu olup olmayacağını anlar? diyorlar dediğimizde “Allah vergisi, biraz anlarım” cevabını veriyor. Ama diyor… Gelecekte ne olacağı belli olmaz. Sonunu bilemezsin, tekniği varsa, çevresel faktörler de önemli ama algılaması ve zekiliği önemli” diyor.


 Arda Turan ve Emre Çolak…
Daha sonra Galatasaray’da göreve başladı. Con Ahmet (Ahmet Genç) ile birlikte yıldız takımda çalıştı. Aydın Yılmaz, Ferhat Öztorun, Cafer Can Aksu, Arda Turan, Sabri Sarıoğlu, Orkun Uşak, Mehmet Güven, Uğur Uçar gibi oyuncular bu kadrodan yetişti. Emre Çolak’ı da Galatasaray’a kazandırdım. Atışalanı’ndan getirdim Emre’yi.  “Biz diyor Muharrem Hoca, bu jenerasyonun zaten Türkiye’de ses getireceğini biliyorduk, böylesine kaliteli bir kadro ile çalışmak bize nasip oldu. 2 sene üst üste Türkiye Şampiyonu oldu bu kadro. Fatih Hocaya (Terim) önerdik bu isimler. Profesyonel yapılmasında biraz emeğimiz vardır” diyor.


 “Ali Yavaş’ın oğluna olumsuz rapor verince”
Ali Yavaş’ın (İskenderpaşalı Ali) oğlu için “Galatasaray’da oynayamaz” dediğim için kötü adam ilan edildim. Ancak zaman beni haklı çıkarttı. (Kerem Yavaş, bir dönem Galatasaray’da Antrenörlükte yaptı ancak Fatih Terim ayrılınca da o da sarı-kırmızılı ekipten ayrıldı) Başka Antrenör yaranmak için olur verdi ama ben gerçeği söyledim. Ali Yavaş bunun üzerine bana gıcık oldu ve 87-88 grubundan almak istedi. Halim Hocaya (Fıçıcı) verdiler o takımı. Sonra da Abdullah Avcı bu takım ile adını duyurdu ve Antrenör oldu. O takım Avrupa Şampiyonu oldu.


Beşiktaş’a geçti daha sonra Muharrem Hoca. Kendi ifadesiyle “Beşiktaş’ta da bazı şeylere karşı çıktığım için gönderildim. Doğrucu Davut olduğum için beni kabullenemediler.”


“Tecrübesiz birisiydi onunla çalışamazdım”
Fatih Terim, biz Galatasaray’da görevliyken, Emrah Bayraktar isimli birisini İsviçre’den getirmişti. Ben bu arkadaşı Beşiktaş’ta da gördüm ve “Tecrübesiz birisi, bizi yönetecek seviyede değil, ben bu arkadaşın altında çalışacak adam değilim” dedim ve ayrıldım. Adam benden sonra Antrenörlüğe başlamış. Ben nasıl çalışacağım bu adamın altında. Benim Galatasaray’a son getirdiğim adam Emre Çolak’tır. 7 sene önce oldu Emre’yi keşfetmem. 7 yıldır Galatasaray’da A takıma çıkan var mı? Milli takıma kadar çağrıldı. Beşiktaş’a geldim, Necip Uysal, Orhan Gülle, Korcan Çelikay, Batuhan Karadeniz, Cumali Bişi. Ben bunları Beşiktaş’a kazandırdım. Bu grupta Türkiye Şampiyonu oldu. Milli takımlara onlarca oyuncu verdim. Burak Yılmaz’ı Antalyaspor’da ilk fark eden kişi benim. Tolga Zengin için “ileride büyük kaleci olacak, milli takıma alın” diyen yine benim. Umut Bulut’u, Petrolofisi’nde oynarken fark ettim, milli takıma aldırdım. Necati Ateş’i Altay’dan milli takıma isteyen yine benim. Mehmet Topal, Malatyaspor’da sol bek oynuyordu. “Değerlendirilsin” raporu verdim. Dardanel aldı hemen. Semih Şentürk’ü, İzmir’de amatör bir takım olan Çamdibispor’da gördüm, “çok önemli bir golcü olur” dedim. 1999’da Fenerbahçe aldı hemen. Bekir İrtegün’ü Gaziantepspor’da gördüm, hakkında iyi rapor verdim. Selçuk İnan’ı İskenderun’da izledim “bu çocukta iş yapar” dedim Dardanel aldı hemen. Daha ne isimler var ama şunu anlatmak istiyorum, “bizler menajer değiliz. Futbolun gizli ve gerçek çile çekenleriyiz. Reklama ihtiyacımız da yok Allah’a şükür.


 “Fatih Terim ve Gündüz Tekin Onay”
Anlaştığım tek adam Fatih Terim’di. Fatih Hoca ve Gündüz Tekin Onay anlayışlı insanlardı. Onlarda derdini rahat anlatabiliyorsun. Cemil ağabey (Turan) iyi anlaşıyorduk. Beşiktaş’ta Ulvi Güveneroğlu, Mehmet Ekşi, Gökhan Keskin ve Ufuk Pak yine çok iyi anlaştığım isimler.


“Türkiye’de oyuncu çıkmıyor”
Ben prensiplere önem veren birisiyim. Bu yüzden benimle çalışmak zordur. Bazı insanlarının alınteri harcamadan, hak etmeden bir yerlere gelmesi benim zoruma gidiyor. Ben bunlara karşıyım. Bizim gibi çamurdan gelseler, saydı duyarım. Bu isimleri getiren İdareciler. Saygı duyuyoruz elbette ancak hem Beşiktaş’ta hem de Galatasaray’daki İdarecilerin çoğu yaşça bizden ufaklar. Onun için Türkiye’de oyuncu çıkmıyor.


“Emrah Bayraktar bir nesli yok etti”
Emrah Bayraktar bizim ardımızdan konuşuyor şimdi. “Giden Hocalar Beşiktaş’a bir şey vermedi” diyormuş. Ahbap-çavuş ilişkileri yürümez bu işler. Birisinin yeğenisin diye bir gün bir yere geliyorsun ama sonra deniz biter. Yöneticinin adamı olmakla Hoca olunmuyor. Oyuncuları toplayıp eski Hocaların arkasından konuşmak kimseye bir şey katmaz. Hak etmedikleri halde bir yerlere gelenler bizim zorumuza gidiyor. Bakın Emrah Bayraktar döneminde Beşiktaş’tan kimler ayrılmak zorunda kalmış: Metin sevinç (Kasımpaşa-milli oyuncu), Mehmet Erkan Şentürk (Eskişehir’de, milli oyuncu), Fatih Somuncu (1995’li, şimdi Fenerbahçe’de), İsmail Ayhan (İBB’de), İbrahim Timurboğa (1997’li İBB’de milli oyuncu), Çınar Tarhan (1997’li önce Hürriyet Gücü’ne gitti, ardından Galatasaray aldı), Tugay Yavuz (takım kaptanıydı, Kasımpaşa aldı), Emircan Altıntaş (1995’li, İBB aldı), Cihangir Sağlam (1995’li, Batı Trakya Türklerinde oynuyor), Burak Aktaş (1998’li, Seyrantepe Ofspor’a verildi), Berke Bıyık (1995’li, Geldiği Damlaspor’a gitti), Mert Yanık (Parseller’den aldık onu, çok yetenekli bir çocuk ancak Çeliktepe’ye verildi), Yiğit Okan Demirel (1995’li, Sarıyer ve Yeni Amasya derken şimdi Boluspor’da), Uğur Bilgin (Telsizspor’dan aldık onu, çocuk Fulya’ya gidecek yol parası bulamadığı için Telsizspor’a geri dönmek zorunda kaldı), Adil Demirbağ (Elazığ’dan bulduk onu. Sarıyer’e gitti şimdi Bucaspor’da), Feyyaz Özen (Feriköy’den aldık, şimdi Batı Trakya Türklerinde). Bu isimleri gördünüz. Bir bulduk bu yetenekli isimleri ancak sahip çıkmadılar. Bunlar yıllarca izlenmiş oyunculardır. Emrah Bayraktar ve ekibini bu listedeki isimleri yok etmeye çalıştı. Bu çocuklar 4-5 sene sonra Beşiktaş’ın karşısına büyük futbolcu adayı olarak çıkınca utanacaklar. Onun için Türk futbolu bir adım ileri atamıyor. Kaprisleri yüzünden tüm futbolcuları küstürmeye başladılar. Beşiktaş’tan yetişen ve şu anda sadece benim tespitlerime göre Profesyonel futbolcusu sayısı 61’dir. Bunların 21 tanesi Süper Ligde, 6 tanesi PTT 1.Ligde, 12 tanesi 2.Lig’de ve 22 tanesi 3.Ligde forma giymektedir. Ben hayatımda kimsenin arkasından konuşmadım. Bizim yaptıklarımız ortada. Futbolcular ortada. Süper Lig tam 21 tane oyuncumuz var. Hepsi Beşiktaş’ta oynayacak diye bir kural yok. Ömer Aslan’ı Feriköy’den aldım getirdim, Antalya’da banko oynuyor. Erkut Şentürk gitti Bursaspor’da oynuyor. Sayın Genel Koordinatör, Erkut’a ‘ya burada oynarsın ya da gidersin’ diyor. Milli oyuncuya böyle konuşulur mu? Metin Sevinç’i Şota aldı Kasımpaşa’da oynuyor. Fenerbahçe’ye, Galatasaray’a kazandırdıklarımız hariç..


“Fatih Belediyesi sporda sıfır”
Ben bir oyuncuyu 1 sene izlerim. İnanıyorsam bir oyuncuyu arkasında dururum. Namık Sevik’te İlköğretim ve Lise maçlarını hiç kaçırmıyorum. 9’da maç başlıyorsa, 8.30’da gelirim. Ben sporu seviyorum, gençleri de seviyorum. Bir oyuncuyu sokaktan kurtarsam bana yeter. Biz de fakir aile çocuğuyuz. Genelde hep fakir aile çocukları top oynar. Bize bir selam verseler yeter. Maddi bir şey isteyecek adam da değiliz. Burada (Fatih) bir semtte 4 tane park var. Ancak 52 Kulüp var 3 tane Stat var. Tesis yetersizliği var. Alipaşa’da park yapıyorlar sonra da parkı iptal ediyor, etrafını çevirip bir Derneğe veriyorlar. 11 tane Üyesi olan bir Derneğe veriyorlar. Orada Amatör Kulüpler var. Samatyaspor, Yeni Gayret, Cerrahpaşaspor, Davutpaşaspor var o bölgede. Niye spor alanı yapmıyorsun bu tesisi? Kadırga’ya tesis yaptılar, 1 sene sonra yıktılar. Yazık değil mi şimdi? Belediyeler sur içindeki tüm sahaları ve arsaları spor harici kullanmaya başladı. Bizim orada (sur içi) eskiden 30 tane saha vardı. Amatör Ligden çıkan oyuncu 2.Ligde oynardı. Şimdi Amatör Ligden oyuncu çıkmaz oldu. Ben bir spor adamı olarak 15 milyonluk İstanbul’da daha çok futbol sahası olsun istiyorum. Sokak futbolu gelişmeli mesela. Avrupa’da çok yaygınlaştı ama Türkiye’de yeni nesil kafasını bilgisayardan kaldırmaz oldu. Onlar da haklı bir bakıma, saha yok ki nerede oynasınlar!


Bu arada Ahmet Ertuğrul Filik söze giriyor ve “Fatih Belediyesi sporda sıfır” diyor. Mustafa Demir’in yüzüne söyledim bunu diye de ekliyor… Fatih İlçesinde saha büyük problem diye devam ediyor Muharrem Önen.


“Türkiye’de şike var”
1984 yılında Gaziantep-Antalya maçında bize şike teşvik edildi. Ben bunu bangır bangır bağırdım. Allah’a şükürler olsun tertemiz bir isim bırakıyorum ardımda. Ömrüm boyunca çirkin işlere girmedim, giremedim. Benim yapımda yok, aile terbiyemde yok. Bize zaten kimse erişemedi. Açlıktan ölürüm ama şike yapmam. Futbolu da bu yüzden bıraktım aslında. Biz, bize yapılan teklifi reddedince tehditler aldık “siz buralara uğramayın, asarız-keseriz” dediler. Alsaydım şimdi böyle dik konuşamazdım. 1950 yılından bugüne Türkiye’de şike var. Türkiye’de futbol kurulduğu günden bu yana şike var. Halen de devam ediyor. Türkiye’de şike alenen yapılıyor. Şikeyi, Yöneticilerin haberi olmadan kuş uçamaz. Çok karaktersiz oyuncular varsa o zaman başka. Bir tarafta mutlaka yönetici vardır. Bazı Hakemler de maalesef geçmiş yıllarda şike yaptı (Hoca isim verdi, tek tek anlattı ancak biz yayınlamıyoruz). İyi bildiğim bir adam bunu yaptı. Benim oynadığım dönemlerde yaptı. Ahmet Ertuğrul Filik yine söze giriyor ve ‘3 sene önce burada bir takımın futbolcusuna 1 milyar verdiler. Yine bir maça SAL maçında açık açık maçı bağladılar. Bir maçta da Kulübe ruhsat karşılığı anlaştılar’ diyor. Takım ismi var, parayı veren ismi var, maçın da ismi var. Muharrem Hocaya soruyorum, Hocalığınızda şikeye tanık oldunuz mu? Oldum diyor Hoca. Yine isim veriyor. Maçı da söylüyor. Benim haberim yoktu, sonradan uyandım ama oyunu bozamadım. Şimdi siz Türkiye’de Yönetici profilini değiştirmeniz, düzgün namuslu, karakterli adamlar Yönetici olmazsa bu işler devam eder.


“TFF hata yapmaya devam ediyor”
Doğru eğilir ama bükülmez. Yeni Hocalara tavsiyem, dik dursunlar. İnsan neden yaşar. Ar, namusu ve şerefi için yaşar. Her şey para değildir. Adamlık nerede kalacak, biz oyuncularımıza adam olmayı aşılıyoruz. Herkes futbolcu olamıyor zaten. TFF hatalar yapmaya devam ediyor. Bana “kursa gelmezsen seni alt diplomaya indiririm” diyor ama belgesi adamı Süper Ligde Hoca yapıyor. Ben Antalya’da kursa gittim bu yaz. 10 bin TL para harcadım. Param olmasa ne yapacaktım. Federasyon hak etmeyenlere diploma vermekten vazgeçsin. Eskiden bu yana kendi adamlarına öncelik tanıyor ve iltimas geçiyor. Biz neden başka Fatih Terim yetiştiremiyoruz. Türkiye’de sistem yok, Almanya’da onlarca kaliteli Hoca var. İspanya’da var, İtalya’da var. Buradan kovulan adam Almanya’yı dünya şampiyonu yaptı (Joachim Löw) Biz de yok, nedeni ve sebebi Türkiye Futbol Federasyonudur.


“Dikilitaş’ı ligde bıraktım ama...”
Geçtiğimiz sezon Bölgesel Amatör Lig ekiplerinden Dikilitaş’ı 15.sıradan aldım ve 9’ncu yaptım. Kursa gittim geri geldim yerime başkası geçmiş. O zaman beni “Hocam biz senden memnunuz, seninle anlaşmak istiyoruz” demeyeceklerdi. Üzdüler beni. İlaveten ben Beşiktaş’tan kovulan çocukları Dikilitaş’ta topladım ve bu takımı namağlup İstanbul Şampiyonu yaptım. Türkiye ikincisi oldular. Ancak üç ay sonra isnatsız ve mesnetsiz bir şekilde kara çalarak gönderdiler. Suçumuz nedir? Bu oyuncuları Kulübe kazandırmak mı? Bunu yapanlar vicdanen rahat mı acaba?


Para veren İdareci takıma da karışıyor”
Fatih Terim saygı duyduğum bir insan. Türk futbolunun patronu. Türkiye’de 120 tane Profesyonel takım, 10 bin tane Amatör takım var. 120 takımı yapılandırmak kolay ama amatör liglerde sorunlar var. Saha, tesis, idareci, gelir düzeyi, Antrenör düzeyi gibi konularda çözüm aramazlarsa yukarıda şanları kalmaz. Halen millet Antrenör diye Yönetici kartı ile sahaya giriyor, takımı ısındırıyorlar. TFF ve TÜFAD bunları denetlesin. Takımı 7-0 mağlup olan Yönetici çocuklara bağırmakla suçu onların üstüne atıyor. Sen önce takımı doğru seç, kendin doğru işler yap. Bunlar kim denetleyecek, İstanbul’da 640 tane takımı bilirim, Antrenörü ve yapısını bilirim. İdarecilerin kafa yapısını da bilirim. Bu şekilde olmaz. Hiçbir şey yapmadan olmaz. Fatih’te eskiden 15 tane saha vardı. Cayır cayır futbolcu çıkıyordu, şimdi 3 tane saha var. Hadi futbolcu çıkart da görelim. Burada ilk kabahatli Belediyelerdir. Devlet bir semte 4 tane park yapacağına 2’sini sahaya çevirsin. Fatih’te alt yapıda hamle yapanları göremiyorum. Sadece Kocamustafapaşa iyi durumda. Türkiye’de eğitim sistemi bile yanlış. Sabah 8’de okula giren ve akşam 18’de okuldan çıkan çocuk nasıl futbola yönelecek. Kulüpler zaten bitmek üzere. Antrenman parasını idareci vermek zorunda. Saha sorun, oyuncu sorun böyle olmaz. Ahmet Ertuğrul Filik yine son kez giriyor “Cebinden para veren idareci takıma karışmayı kendisinde hak görüyor. Futbolcu alır, transfer yapar. Var burada böyle, Yöneticiler burada kavga ediyorlar tribünde. Niye benim hemşerim oynamadı diye. O zaman kardeşim Hoca’ya neden para veriyorsunuz? 5 senedir görüyorum ben bunları. Bir grup bir Kulübü ele almış. Nemalanmaya çalışıyor. Kulüpler her zaman geri gidiyor.


 


RÖPORTAJ: ALİ KEMAL DEMİR


 

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus