29 Aralık 2010 11:32

Burak Kurtuluş'la haftaya bakış



BAŞKAN PAPAZLARI KOVDU,
BU HAFTA BİZİ YENERSİNİZ ARTIK!

İstanbul Süper Amatör Ligi üzerine haftalık yazımız ile sizlerle birlikteyiz. İlk olarak, şu ana kadar gruplarında şampiyon/ikinci olup, Deplasmanlı Amatör Lig için, Süper Amatör Lig Birinciliği maçları oynama hakkı kazanan Kadırga, Bayrampaşa Tuna, Sultangazi, Dudullu, Avcılar Belediye, İstanbulspor ve Fener Köyü takımlarını tebrik ediyorum.

Kalan maçlarda, 1. Grupta Haliç ve İdealtepe takımları arasında bir mücadele olacak. Ben, iki takımın da şansını eşit görüyorum. 2. Grupta, Beşyüzevler ve Kocasinan mücadelesinde Beşyüzevler, 3. Grupta, Levent, Zara Ekinli, Ataşehir Doğuş ve Yeşil Esenyurt’un mücadelesinde Levent’in 46 puana ulaşabileceğini,  ikincilik için ise Zara Ekinli’nin daha şanslı olduğunu düşünüyorum. 4. Grupta, İMES, Hasköy mücadelesinde, bir sezon içerisinde ikinci Teknik Direktörü ile de yollarını ayıran Hasköy’ün şansının İMES’e göre daha az olduğunu, 5. Grupta, beş takımın şansı olduğunu belirttikten sonra, Silivri’nin ligi ilk sırada bitirebileceğini, ikincilik için ise, bana göre halen şansı devam eden Vefa’nın, son yapacağı maç olan Büyükçekmece maçının sonucunun, lig ikincisini belli edeceğini düşünüyorum. 6. Grupta Halide Edip Adıvar’ın büyük ihtimalle şampiyonluğa ulaşacağını, ikincilik için Çatalca ve Çekmeköy’ün mücadelesinde kazanan takımın kim olacağını son maçın, son dakikasına kadar bekleyeceğimizi tahmin ediyorum.

1. Amatör Lig’de de, Silivri Mimarsinan, Silivri Ortaköy, Bayrampaşa Kartaltepe, Karadeniz, Mecidiyeköy Tayfunspor, Arnavutköy Belediye, Anafen Koleji ve Kavacık, şampiyon oldular. Aslında biz Süper Amatör Lige odaklanmış iken, asıl kaliteli geçen lig 1. Amatör Lig oldu diyebilirim. Bu aynı, Spor Toto Süper Ligi takip ederken daha güzel ve çekişmeli geçen Bank Asya maçlarını yeterince izlememiz gibi bir durum oldu 1. Amatör Ligi takip eden arkadaşlarımız, her hafta güzel şeyler anlatıyorlar. Güzel şeylerin yanında kötü olaylar da var haliyle.

Yukarıdaki başlığımız da 1. Amatör Ligden bir Antrenöre ait. Maçtan bir gün önce rakip takıma söylüyor bu sözü. Ancak genç takımla çıkıp, rakibini yeniyorlar ve  düşme hattındaki rakibini ateşin ortasına bırakıyorlar.  Yenmesi gayet güzel de, bu söz niye o’nu ben anlamadım. Bizler, sürekli Hakemlere çamur atar dururuz ama asıl filmi döndüren Antrenör Camiasının yüz karası olan bazı sözüm ona kişilerdir. 3 hafta sonra oynayacağı maçın sözünü isteyen, bir U-15 maçında bile hile yapan kişiler, bu ülkede halen “Benim tek sorunum gittiğim her takımı şampiyon yapmam” diyebiliyorsa; bu iş bitmiştir.

Terfi eden takımları yazdık, terfi etmesi muhtemel takımlar hakkında da görüşlerimizi verdikten sonra, bir de düşen takımları söyleyelim; Ayazağa düştü, Kaynarca çok zor durumda. Sultantepe ve Tophane Tayfun da düştüler. Kartal Bulvar ile Göktürk’ün durumu da iyi değil, bana göre ikisi de düşebilir. Kulaksız Okspor da düştü. 4. grupta, Ömerli Köyü’nün haricinde alttaki tüm takımların düşme ve ligde kalma durumları devam ediyor. Yoncaspor düştü, Yıldırım Bosna haricindeki, alt sırada bulunan tüm takımların durumu kritik ancak bana göre Erokspor ile Bakırköy bu ligden düşebilir. THY düşebilir, Topkapı maalesef buradan kurtulamaz. Sezona Göktürk’te başlayan ve Topkapı’nın bir sezondaki üçüncü Hocası olan Özkan Togay da, Topkapı’ya çare olamadı ve Çatalca maçı sonrasında görevine son verildi. Şimdi Topkapıspor yeniden Hüseyin Göksu’ya emanet! Topkapı’nın bu sezonki Antrenör bilançosu; Can Cüneyt Ömeroğlu 6 maç, Hüseyin Göksu 3 maç, Özkan Togay 7 maç ve yeniden Hüseyin Göksu... Ancak başarı maalesef yok. Devam edelim; Ortaköy, S. Alibey, Merter, Kocamustafapaşa, Pazariçi Köprülü ve Gümüşyaka da gelecek sezon 1. Amatör Ligde mücadele edecekler.

Tedaviye ihtiyacı olan Antrenörler var

Hile demiştik iki üst satırda, bakın alt liglerde neler oluyor, ne dümenler dönüyor. Milleti salak sanan kişiler, meydanı boş bulan yetersizler ve güya çok  akıllılar ortalıkta cirit atmaya başladı. Alt yapılarda cezalı oyuncuyu oynatan, yaşı büyük oyuncuyu oynatan, lisansı henüz çıkmamış oyuncusunu “ihtiyacım var” diye oynatan ve sonra da “ben başarılıyım” diyen çakma Antrenörlerimiz var.

Bir takım var, adını vermeyeceğim. U17 Liginde mücadele ediyorlar. Bir maç sonrası rakip ile kavga ettikleri için 6 oyuncuları bir sezonun yarısı maç sayısı kadar ceza alıyor. Kulüp Başkanının haberi dahi olmadan, Antrenör; bu cezalı oyunculardan üç (3) tanesini takip eden hafta yeniden oynatıyor. Gerekçesi ise, http://www.tffistanbul.org/adresinde isimleri görememiş (savunma yapmaz isen tabi göremezsin ama bu işin bahanesi). İl Temsilciliği’ni arasa ve sorsa istediği cevabı almış olacak. Ancak onun derdi başka. “Nasılsa kimse takip etmiyor, kimse anlamaz, herkes salak, ben çok akıllıyım ve ben kurnazım, herkes saf” diyerek, cezalı oyuncuları o hafta oynatıyor. Cezalı oynayan oyunculardan iki (2) tanesi, hemen ertesi maçta yine bir vukuata mazhar oluyorlar ve bir önceki hafta aldıkları cezanın aynı miktarında yeniden ceza alıyorlar. Kimin umurunda? Bu çocuklar, takip eden hafta yine oynuyorlar ve bir (1) tanesi yine başarılı oluyor ve yine ceza alıyor. İşin garibi, başka, başka isimler hep ceza alıyor ama Antrenör şimdilik şanslı. Çünkü Antrenör cezalı oyunculardan bazılarını seçiyor ve daha az sabıka yapmaya meyilli olanları cezalı oldukları halde gerçek isimleri ile yazıyor ve ona hep “tura” geliyor ve şimdilik yırtıyor. Ancak unuttuğu bir şey var, ben bunların tümünü takip ediyorum.  Bir başkası da takip ediyor. Ancak, dümen peşinde olan Antrenör beni tanımıyor, onu takip ettiğimizi de bilmiyor. Biz ise bu Antrenörü ve bu takımı izlemeye devam ediyoruz. Bakalım nereye kadar?

İstanbul takımları sahipleri sahipsiz mi?

Deplasmanlı Amatör Lig’de 11. grupta mücadele eden, inandığımız ve güvendiğimiz bir Teknik Direktörümüz, Hakemler hakkında bazı serzenişlerde bulundu. Hocamız, İstanbul takımlarının mağdur edildiğini ve buna kimsenin ses çıkartmadığını iddia ediyor. Hocamızın bir de uyarısı var. İstanbul takımlarına karşı bir ittifak var diyor. İlk başlarda Hakemler gayet ortada maç yönetirken sonraları değişik İllerden gelen Hakemlerin kasıtlı maç yönettiklerini iddia ediyor. "Bilhassa da Kocaeli, Bandırma ve Tekirdağ Hakemlerinden hiç memnun değiliz" diye de ekliyor. Tabi sadece bunlar değil Hocanın iddiaları. Sanki birileri İstanbul takımları 3. Lige çıkmasın diye işbirliği yapıyorlar diyor.

“Dışarıya maçlara gittiğimizde o İlçenin tüm güçleri bizlere karşı birlik oluyor, Basını, Emniyeti, TFF Görevlisi ve diğer Mülki Amirleri dayanışma içerisine girmişler, ancak bizi kollayan kimse yok diyor” Hocamız. Sonunda da ekliyor, İstanbul sahipleri sahipsiz.

             Hakem Camiasında yine tuhaf şeyler olmaya başladı.

Merkez Hakem Kurulu geçtiğimiz günlerde göstermelik bir eğitim düzenledi. Adı da, “Hakem Gelişim Kampı”. İstanbul’dan da bir trio vardı bu eğitimde.  Hakem olarak Onur Karabaş, Yardımcı Hakem olarak da, Kerem Ersoy ve Habip Tiryaki. Bir tane Ulusal Hakem, birer adet de Ulusal Yardımcı ve Bölgesel Yardımcı Hakem. Hatta bu Hakemlere Paşabahçe Stadı’nda maç yönettirdiler. Burada ilginç Hakemler vardı ancak bir tanesi çok dikkatimi çekti. Ulusal Yardımcı Hakem Muzaffer Kaşıkçı da bu eğitime tabi tutulmuştu.  İstanbul’da Hakemliğe başlayıp, Sivas’ta devam eden bir Hakemdir kendisi. Trakya Üniversitesi mezunu, pırıl, pırıl bir insandır. 25 yaşında olmasına rağmen, eski bir Süper Lig Yardımcı Hakemidir, 120’ye yakın Süper Lig, Bank Asya, 2. ve 3. Liglerde görev yapmış bir Hakemdir.  Şimdi bu MHK kalkıyor, Muzaffer Kaşıkçı’yı denemeye alıyor. Bir de bu Hakemi bir Amatör maça veriyorlar, sözüm ona “Bakacaklar, nasıl Hakem diye” Adam Süper Lig yönetmiş, Amatör maçta mı deneyeceksiniz? Bir de, Hakem olarak Bilal Emektar diye birisini trionun başına vermişler. Gülmekten mideme ağrılar girdi. Bu MHK, aslanı, kediye boğdurtmaya çalışıyor. Tecrübeli ve her haliyle aslan gibi bir Hakemi, kendisinden tam 10 yıl sonra Hakemliğe başlamış ve hayatında 4 tane 3. Ligde dördüncü Hakemliğinin haricinde Profesyonel maçı olmayan birisine Yardımcı Hakem olarak veriyorlar. Sonra da utanmadan not tutuyorlar. Allah’tan Muzaffer Kaşıkçı düzgün insan, iyi yetişmiş ve çok terbiyeli bir kişiliğe sahip. Ben olsam, “Senin gibi MHK Başkanının …” diye sayardım.

Bir de övüne, övüne, “1 haftalık eğitime katılan Hakemlere teorik ve pratik bilgilerle en az 5 yıllık deneyim kazandırdık” diyorlar. İnsanın aklına ilk olarak şu geliyor, siz ne kadar marifetli insanlarsınız da, bir haftada, 5 yıllık tecrübe kazandırıyorsunuz! Yalan bunlar, külliyen yalan. Kimse de inanmaz bu yalanlara.

Asıl anlatmak istediği bu değildi ancak araya kattım bu olayı. Ben size esas başka şeyler anlatacağım:  2 hafta önce bir Hakem’den elektronik Posta geldi. Ben, isimleri, maçları ve Gözlemcileri yazmayacağım, sadece olanları yazacağım. Nasıl olsa, işin içinde olanlar hemen anlayacaklar ne anlatmak istediğimi.

Bazı Hakemler alenen kollanıyor, hem de Kurul Üyeleri tarafından.

İstanbul İl Hakem Kurulu’na gün geçtikçe güvenim kalmıyor. Son derece hatalı maç dağıtmaları geçtim, acemiliklerini geçtim, bazı Üyelerinin genç Hakemlere kaba konuşmalarını geçtim, bazı Hakemleri kollamalarını da geçtim ancak bu son duyduklarım eğer doğruysa, İstanbul İl Hakem Kurulu’nun komple görevden alınması gerekir.

Bir Hakem var. Bu Hakem'in en büyük özelliği, saçına her maç öncesi 1 kg. jöle sürmesi. Hakemliğini ben izledim, hiç beğenmedim. Ancak bu adam alenen kollanıyor. Hatta bu Hakeme bir de Mentör tayin edilmiş. Eski bir Kurul Üyesini Mentör olarak atamışlar. Amatör bir Hakeme Mentör verilir mi? demeyin, adamınız var ise, verilir. Bu Hakem ile ilgili ben çokça şikayet almıştım. Hatta bir itiraz dilekçesini geri çektikten sonra, prenslik unvanı aldığını da duymuştum. Hatta, Süper Amatör Lig takımlarımızdan sırf bu isme yönelik çok ağır eleştiriler vardı. Belliydi birileri tarafında kollandığı. Bu Hakem ilk olarak bir BAL maçına veriliyor, misafir takım Federasyona yazı gönderiyor, “Şikayetçiyiz” diyorlar.  Sonra bir BAL maçı daha veriyorlar, yine, misafir takım Federasyona yazı gönderiyor, “şikayetçiyiz” diyorlar ne hikmetse. Ama buna rağmen bu Hakeme, çok ciddi bir maç veriliyor. Bunun hiçbir dayanağı yok  (yani ne nota bakarak ne de performansa bakarak atama yapılmıyor) Hakem arkadaş, kendisine maç verenleri yanıltmıyor, bu maçta da berbat performans gösteriyor ve sahada Hakemlik adına maalesef hiçbir şey yok. Gözlemci ve Mentör maçı birlikte izliyor. Gözlemci Hakemi beğenmiyor ve diyor ki; “çok kötü maç yönetti, 2 net penaltı, 3 oyuncu ihracı ve 5-6 tane hatalı çıkan veya çıkmayan sarı kart var;  hatta günlük Gazetelerde bile bu maça ait yumruk, yumruğa kavga edilirken resimler çıkıyor. Fakat Hakem sahada hiç bir şey yapamıyor. Maçtan sonra da hep beraber, Hakemin arabayla çıkıyorlar bir yerlerde oturup yemek yedikten sonra iki araba ayrılıyorlar. Mentör, gözlemci ve Hakem aynı arabada gidiyorlar. Diğerleri ayrı arabada.  Gözlemci Hakem’e, “kötü maç yönettin, penaltılar, kartlar vesaire diyor ancak, araya Mentörün girmesiyle ve Mentörün “ben beğendim” demesiyle cezaya girecek adam bir anda 8,4 alıyor ve tüm ihale maçta elle oynama sebebi ile penaltı için bayrak kaldıran Yardımcı Hakemin üzerine yıkılıyor ve adama 7,4 veya 7,8 not veriliyor. Bu kollanan Hakem, bu sezon sonu büyük ihtimal ile Ulusal Hakem yapılacak. Bu arada olan yine garibana oluyor. Hatası olmayan Yardımcı Hakem, o günden, bu güne maç alamadı.
            Başka bir Hakem var. Bölgesel Hakem kendisi. Geçen sene tam sezon Hakemlik yapmamış, yarım sezon Hakemlik yapmış. Sezon sonu Hakem Derneğine gidiyor ve katkı payını yatırmak istiyor. Dernek Yönetimi Hakem’den tam sezonluk para istiyor ve Hakem de diyor ki “Ya kardeşim, siz beni tam sezon Hakemlik yapmadım diye Bölgesel Lige Aday göstermiyorsunuz ama benden tam sezon parası istiyorsunuz, ben yarım sezon parası veririm.” Bunun üzerine Dernek Yönetimi  toplantı yapıyor, görüşüyorlar ve nihai karar; adamdan tam sezon parası almak için adamı Klasmana Aday gösteriyorlar ve bu Hakem kardeşimiz, BAL Hakemi oluyor ama aynı durumdan muzdarip başka adamlar bu olayı bilmedikleri için Aday gösterilmiyor.
            Başka bir Hakem daha var. O da Bölgesel Hakem. Adam, hafta sonu hangi BAL maçına, hangi Hakemlerle gideceğini biliyor. Çok garip değil mi? yanlış anlamayın, bu Hakem, istihareye yatıyor ve her şeyi net olarak görüyor. Kendisini en yakın zamanda arayacağım ve iddia için bir, iki maç rica edeceğim.
            Başka bir Hakem daha var. O da BAL’lı Hakemlerden. Vasat bir Hakem ama adamı tutmak için, bir yerlere getirmek için çok uğraşıyorlar. Gözlemci bağlama taktikleri ince, ince uygulanıyor bu Hakem için. En zorlu maçlara gönderiyorlar ama Gözlemcilerini ne hikmet ise hep kendi İlinden ve hatta kendi yakasından ayarlıyorlar. Hatta bu Hakemin peşinden bir değil tam iki kişi gidiyor. Bakıyorlar adam sayı olarak geri kalmış, sayıyı tamamlasınlar diye peş, peşe maça gönderiyorlar. 2 hafta üst, üste maça gidiyor bu Hakem. Diğer yandan, başkaları çok iyi not getirdikleri halde sırasını bekliyor. 3 hafta, 4 hafta sıra gelsin diye bekleyen Hakemler var.
            Son not ise; “Babaları Gözlemci olan arkadaşlara özellikle dikkat edilsin, bu isimler kollanıyor ve düşük not alan Hakemler, hiç bir cezaya sokulmuyor amaç sadece maç sayısını eşitlemek. Örneğin bir Hakem 8,0 alıyor ama yinede normal maç sırasında maça gidiyor” denilmiş.
            Bitmedi, devam ediyoruz. Bir Hakem daha var, İstanbul Anadolu yakasından. Bu Hakem, bir BAL maçı yönetiyor, maç sonrası Gözlemciden 7,7 ya da 7,6 alması lazım. Raporda şu cümleler var; 12. kuralda zaman, zaman pozisyonlara uzak kaldığı için hatalı kararlar veriyor, direkt ve endirekt ayırımı yapamıyor. Avantaj uygulaması yanlış, gizli faulleri kaçırıyor, önleyici Hakemlik yapmıyor vesaire… Neyse efendim, raporu yazan kişi bir Kurul Üyesi. Bu Hakemin bu rapora göre cezaya girmesi lazım ama ne hikmet ise adam 8’in üzerinde not alıyor ve yine sırasında maça gidiyor.  Özellikle kötü Hakemlere ayarlı Gözlemci gönderiyorlar.  Bu Hakemler, kötü maç yönetmelerine rağmen notları iyi oluyor. Burada da akla ilk olarak, bu Gözlemci maşa mı? sorusu geliyor. Kollanması gereken veya torpilli adamlara özellikle (adı bende saklı) ayarlı Gözlemci gidiyor ve kötü not alması gerekirken normal notlar alıyorlar.
            Hatta bu Hakem, bu hafta sonu 1. Amatör bir maç yönetti. Maçı izleyen bir Hanımefendi; maç sonunda sallamış bu Hakeme. Hakem, arabasını park ettiği yerden bir türlü çıkartmayınca, Hanımefendi; “şoförlüğün de, Hakemliğin kadar kötü” demiş.
            Son bir Hakem daha var. Edirne Bölgesi Bölgesel Hakemi. Bu Hakem, 2 sene önce Klasman düşmesi gerekirken o zamanın MHK Üyesi Osman Avcı tarafından Klasman düşürülmüyor ve Klasmanda kalıyor fakat bu Hakem Osman Avcı’nın görevden alınmasıyla hemen Rize’ye memleketine kaçıyor ancak çok değil hemen o sene Klasman düşürüyorlar ve bir şekilde BAL Hakemliğine terfi ettiriliyor ve tekrardan Rize’den kalkıp, yeniden Klasman (Ulusal) Hakem olmak için Edirne’ye göç ediyor.
            İddialar bunlar. Bunları bir Hakem söylüyor. Adı, sanı belli bir Hakem. Adımı yaz diyor. Yaz ki bunlar bilsin. Bilsinler de ona göre eşit davransınlar diyor. Altına da eklemiş, bu düzen değişmediği sürece, bu Ülke Hakem yetiştiremez.

Türkçe’yi bilmeyen kişiler bu Ülkede yazarlık yapıyor
İstanbul Süper Amatör Liginden başladık, Hakem Camiasından çıktık. Sırada Gazetecilik yaptığını sanan ancak bu işle alakası olmayan bir kişi var. Şimdi bir adam var, iş yaptığını sanıyor. İşi, gücü bırakmış bizim Dodo’ya ve Tusubasa’ya sallıyor. Hem Dodo hem de Tusubasa, bu adamı cebinden çıkartır ya her neyse artık. Neymiş efendim, Spor camiasını yanıltmamak gerekirmiş…Sana mı kaldı onları eleştirmek. Onlar ki, bu işin gerçek anlamda emekçileri. Öyle hikayeden kişiler de değiller. İkisi de futbol konusunda yeterliliklerini tamamlamış kişiler. Bir hata yapılmış, Paşabahçe-Sultangazi maçı ile ilgili olarak her ikisi de farklı yorumlar yapmışlar. Olamaz mı? Hata vardı düzelttik. Biz; “Hep doğru yaparız” demiyoruz ki! İnsanız, beşeriz, kul’uz, şaşarız. Yanlışımız var ise de doğrusu için çabalarız. Kaldı ki biz, bu işten nemalanmıyoruz. Yerel Futbol ekibinden bir kişi, bir spor ailesi mensubundan bir kuruş maddiyat talep etsin, içimizde barındırmaz hemen yollarımızı ayırırız. Ayrıca, biz kimseye, “Bu yaptığımız işin bir bedeli var” demiyoruz.

Biz, bize sır olarak verilen bilgileri deşifre etmiyoruz. Biz, bulunduğumuz topluluğa zarar getirmiyoruz, bu yüzden de kimse bizi Kurul’daki görevimizden almıyor…! Biz, adamcılık yapmıyoruz. İltimas geçmiyoruz, bu işe hizmeti geçenlere “bir internet sitesi” demiyoruz. Adıyla, sanıyla anıp; “Beyefendi” diye hitap ediyoruz. Biz, Yerel Futbol ailesi olarak, her zaman birbirimizle iletişim içinde oluruz, kendimizi her geçen gün geliştirmenin yollarını ararız, cebimizi doldurmanın peşinde olmayız. Biz, birilerine şirin gözükmek için on takla atmıyoruz.

Her şeyden daha önemlisi; biz, güzel Türkçemizi en iyi şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Abuk, sabuk cümleler kurmuyoruz. Bunları da geçtim. Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün spor ile ilgili çok mühim bir sözünü dahi doğru yazamayan siz; nasıl olur da bizi eleştirirsiniz? Ancak, biz bir ekibiz ve her geçen gün büyümeye devam ediyoruz. Biz büyüdükçe, umarız ki; sizin gibi yaşça büyüklerimiz de bizi destekler. 

Selam ve saygılarımla.

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus