05 Kasım 2010 07:35

Burak Kurtuluş'la haftaya bakış



Hep intikam almayı düşünen bir kimsenin yarası,
kapanacağına işler.

İstanbul Süper Amatör Lig’de normal sezonun ilk devresini bitirmek üzereyiz. Geride kalan haftalarda pek de görmediğimiz sürpriz sonuçlar 8. hafta itibari ile alınmaya başladı. Bundan sonra da sezona büyük umutlarla ancak alt yapısız (yeterli hazırlığı olmadan ve plansız) hazırlanan birçok takımının inişe geçeceğine inanıyorum. Şimdi bizim Amatör Futbol mensuplarımız arasından her şeyden nem kapan bazıları düşünüyorlardır; “bu adam neden böyle söylüyor, yoksa bir bildiği mi var?” diye. Hiçbir bildiğim yok, ancak bazı takımlarda verilen sözlerin tutulmadığı, söz verilen ödemelerin zamanına yapılmadığı ve çeklerin geri döndüğü bilgileri gelmeye başladı.
Ayrıca, birçok Kulüp Antrenör değişikliği yapmaya başladı. Bir beraberlik ile Antrenör değişikliği yapan Kulüplerimiz var çok şükür. Ben aslında bu hafta yazı yazmayacaktım ancak F. Karagümrük’ün deplasmanda mağlup olduğu Kartal Belediye maçının Hakemi ve geçen hafta Cumartesi günü karşılaştığım bir durum sebebiyle yazmaya karar verdim. Ancak maç yorumları bu hafta da olmayacak. Sebebi ise geçen hafta Pazar günü Amatör maç izlemedim. Cumartesi günü iki maç izledim, hepsi bu kadar. Hafta içi A. Parseller-Halide Edip maçını izleme şansımız oldu ancak ikinci yarının hemen başında Stadı terk ettim, iki takım da resmen uyuttular bizi o maçta.

             Göle maya çalmak; Deplasmanlı Amatör Lig!
Bilindiği üzere, 3. Lig terfi maçları geçtiğimiz sezon son kez oynandı. 2010-2011 sezonda yarı Profesyonel, yarı Amatör Lig olma özelliğine sahip olan ve gelecekte 3. Ligin yerini alması planlanan Deplasman Kriterli Bölgesel Lig başladı. Türkiye’de daha önce 1990-91 ile 1994-95 yılları arasında 5 sene süre ile uygulanan ve 15 yıl sonra aynı şekilde planlanan ligde, katılımcılara Federasyon tarafından çeşitli destekler ve kolaylıklar sağlanıyor.
Ancak bu ligde bir takım sorunlar var. Bunlardan en önemlisi de bana göre Hakem atamaları. Bildiğiniz gibi Ülkemiz, Hakem atamaları konusunda tam 14 Bölgeye ayrıldı. Her bölgenin başında, geçmişte Hakemlik yapmış, Hakem Camiasının takdirini kazanmış, kendisini ispatlamış, başarılı Hakem Hocaları ve Yöneticileri görev yapıyorlar. Bizim İlimizin bağlı bulunduğu bölge; Trakya ve Marmara Bölgesi’nin İstanbul’un Anadolu yakasını da kapsayan bölgeden oluşuyor. Bu bölgenin sorumluları da, Sadettin Güler, Fahir Ersoy ve Adil Uçankan’dan oluşuyor. Bu üç isim de birbirinden değerli, nev’i şahsına münhasır şahsiyetlerdir. Ancak bu değerli Hocalarımız, bu hafta çok kritik bir hata yaptılar. Bilindiği üzere, Deplasmanlı Amatör Lig maçlarının Hakem atamaları aynı Profesyonel Lig gibi, belli bir merkezden Hakemlerin cep telefonlarına sms göndermek marifeti ile yapılıyor. Mesajı alan Hakem; maçı ve yardımcılarını öğreniyor ve sonra onlar ile temasa geçiyor. Eskiden Hakem İşleri Müdürlüğünden Mustafa Çınar isimli emekli Albay bir Hoca tarafından yapılan tebligatlar şimdilerde ise Sürhat Müniroğlu tarafından yapılıyor.

Buraya kadar normal, normal olmayan ise; genelde Hakemler bu mesajı aldıktan sonra, ilgili takım ile sorun yaşamışlar ise, hemen ilgili MHK Üyesine geri döner, durumu arz ederdi. Mesela, bana bir sms geldi, “Burak Kurtuluş, bu hafta sonu Çatladıkapıspor-Çemizgezek maçının Hakemisin, Yardımcılarında Deli Kenan ile Deli Kadir’dir. Hep birlikte bu maçın da içine edersin artık” ben bu mesaj üzerine hemen geri dönerim, “Hocam, sağımda bir Deli, solumda bir Deli, ben hepsinden Deli. Bu maçı benden alın” demeliyim. Ancak bu hafta oynanan Kartal Belediye-F. Karagümrük maçının Hakemi Altan Erden öyle yapmadı. Bu maçı, daha doğrusu F. Karagümrük’ü üç koca yıldır hasretle bekleyen Altan Erden nihayet vuslata erdi, aradığı fırsatı buldu ve kendisine tebliğ olunan maçı yönetti.
Deplasmanlı Bölgesel Lig’de bu sezon adeta 3. Lig havası var. Ancak bu maçları tam anlamıyla Profesyonel Hakemler yönetmiyor. Siz bakmayın, Deniz Dilan Gökçek’in Maltepe-Bursa Merinos maçını yönetmesine. Bayan Hakemler FİFA dahi olsa Bölgesel Hakem olarak değerlendiriliyor. Bayan Hakemlere Profesyonel Ligde Hakemlik vermiyorlar. En azından şimdilik…
Bir başka sorun ise, Hakemlerin bölgeleri ile alakalı. Mesela, Karagümrük ile Ayvalıkgücü Belediye oynuyor, Hakem İstanbul’dan Serdar Kayhan. Misal verdim sadece, yoksa o maçta Serdar Kayhan mükemmele yakın maç yönetmiş. Ya da başka bir misal vereyim; Balıkesir’den bir Hakem adı ise Hakan Semerci. O da Edremit Belediye-Ayvalıkgücü Belediye maçını yönetiyor. Örnekler bitmez, bir örnek de Topal Osman Ağa’dan memleketinden; bir Hakem, adı Göksel Kılıç, o da Espiye-Arhavi maçını yönetiyor. Arhavi bildiğiniz gibi Artvin İlinin takımı, Espiye ise Çotanaklarının temsilcisi. Bütün şikayetler bu yüzden. Herkes bu durumdan şikayetçi, “böyle olmamalı” diyorlar. Hakemler zan altında kalıyor. Ne de olsa buranın Hakemi yaftası yapıştırılıyor hemen.
Deplasmanlı Bölgesel Lig’de Hakem ücretleri; Hakem 90 TL, Yardımcı Hakemler ise 50 TL, dördüncü Hakem ise 45 TL alıyor. Bu ligde 3. Lig havası var ancak parasının adı yok. Fakat bizim Hakemler bilhassa bu Ligde, olacaksa şayet Deplasman maçı olsun diyorlar. Federasyon da 0-200 km arası 50 TL harcırah + yol ücreti veriyor. Yetmez haliyle ancak adı Deplasmanlı maç. İstanbul’dan 12 takım var bu ligde, haliyle Hakem sayısı da yüksek. Mecbur bu Hakemler bu ligde maçlara çıkacak, ayrıca İstanbul’da maçları dağıtan 3 kıymetli Hocaya ben dahil, herkes kefil olur. İstanbul Hakemlerine de biz kefil oluruz ancak Altan Erden gibilerine hiç kimse kefil olmaz.

Eyvah! Karagümrük geliyor…
Bu başlığı atınca sizin aklınıza hemen Fatih Sultan Mehmet Han ve İtalyanlar geliyor öyle değil mi? Geçmişte yapılan bir bilimsel çalışmada, Türklere “Barbar” diyen İtalyanların ataları Etrüskler’in DNA yapıları bizim DNA’larımızla yüzde 97 uyumlu çıkmıştı. Demek ki şanlı atalarımız daha evvelden oralara kadar gidip, nüfusa katkıda bulunmuşlar.
Fatih Sultan Mehmet Han bizim için çok önemlidir. Böyle bir atamız olduğu için hepimiz gurur duymalıyız. Bir şansım daha olsa ve bana deseler ki, bir tarih seç ve o tarihte yaşa; Hiç düşünmeden 1450’li yıllarda yaşamak isterdim. Ya da Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşayıp, Mustafa Kemal Atatürk’ü görmek isterdim. Fatih ismini ben çok severim, bir tane yeğenim var, onun adını ben koydum. En sevdiğim spor adamı Fatih Terim’dir. O zamanlar 9 yaşında olmama rağmen Jübilesine bile gitmiştim Hocanın.  İşyerim Fatih’te. Hem de sağımda Sultan Beyazid Han türbesi, solumda ise Kanuni Sultan Süleyman Han’ın türbesi var.  
Fatih Sultan Mehmet Han 1481’de, Anadolu’ya doğru yeni bir sefere çıktı. Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir. Zira Fatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor ve kimseye söylemiyordu. Ancak tarihçiler seferin Mısır'a ya da Roma’ya (Papalık) olacağı yönünde tahminler yürütmektedir. Ama Fatih, daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında öldü. Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Yüce Padişah, Fatih Camii’ndeki Türbesinde tek başına yatmaktadır. Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra Papa, 3 gün boyunca tüm kiliselerin çanlarını çaldırmıştır. İşin aslı ise bir devşirme olan Yakup Paşa, o zamanki Papa, Francesco della Rovere gerçek isimli, Papa Xystus Quartus tarafından aldığı emir ile İtalya’da bulunan tüm Yahudi esirlerin serbest bırakılması karşılığında, yine Papa’dan aldığı zehir ile Fatih Sultan Mehmet’i zehirlemiş ve kendisi de linç edilmişti. Ancak tarihi kitaplarda Papa’nın sözünü tutmadığı da bilinir.
1996 yılında Asker iken İtalya’ya gittim. Birindisi, Taranto, Bari, Ancona, Napoli, Roma, Trieste, Venedik ve Milano şehirlerini gezdim. 36 gün İtalya’da kaldım. Ayrıca 1 hafta da Malta’da da bulundum. “Türküm” deyince bütün kapılar açılıyordu. O zaman hiç unutmam, yola çıktık, Gemi ile Akdeniz’de İyon denizinde iken Uydu bağlantısı ile o zamanki Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya konuşuyordu. Fatih’ten kalma bir alışkanlık ile yol yarılandığında askere rota bildiriliyordu.
Karagümrük’ü anlatacağız diye, Fatih’i anlattık size, siz de okudunuz. Yapacak başka bir şey yok. Bazen böyle araya paslar atacağım ki, rakip defans uyurken ben gölü atayım.
Altan Erdem isimli Hakem’i tanır mısınız? Kartal Belediye-F. Karagümrük maçının Hakemi İyi Hakem mi tartışmıyorum, iyi maç yönetti mi, yönetmedi mi? Onu da tartışmıyorum. Ancak bir Hakem, maç öncesi seronomide futbolculara, “Yine karşılaştık” derse ve misafir takımın istediği Yedek Kulübesini seçme hakkı olduğu halde Karagümrük takımına zorluk çıkartıp, diğer Kulübeye gitmezseniz maçı oynatmam derse ve bir takımın daha maçın başında kimyasını bozarsa; biz onu tartışırız.
Şimdi biraz arşivi karıştıralım. 14 Aralık 2008 Pazar günü saat 13.30’da Yalova Atatürk Stadı’nda oynanan Yalovaspor-F. Karagümrük TFF 3. lig maçında olaylar çıkmış, ev sahibi takımın, Ozan Yörükçü’nün 63. dakikada kafa ile attığı golle 3-1 öne geçmesinin ardından, F. Karagümrük taraftarları, tel örgüleri aşarak, Yalovaspor taraftarlarının bulunduğu bölüme geçmek istemiş, güvenlik güçlerinin müdahalesine rağmen, her iki takım taraftarları, birbirlerine taş ve söktükleri koltukları fırlatmış. Hakem Osman Kaya, olayların büyümesi üzerine, 80. dakikasında maçı durdurmuştu. TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu da, bu olaylar üzerine, Fatih Karagümrük takımına ceza yağdırmıştı.
Kurul, kırmızı-siyahlı kulübe, taraftarının neden olduğu saha olayları, kötü tezahürat ve maça biletsiz seyirci alınması nedeniyle 2 maç seyircisiz oynama ve 11 bin TL para cezası vermişti.  O sezon sonu Karagümrük Amatör Lige düşmüş, ikinci Yalova maçı sonrasında yine olaylar olmuş, Karagümrük’ün tam 9 futbolcusu PFDK tarafından cezalandırılmıştı.
Tabii o olaylı ilk maçta F. Karagümrük takımından Hakemlere de çok tepki olmuş, bilhassa Osman Kaya ve 1. Yardımcı Hakem Altan Erden bu tepkilerden nasibini fazlasıyla almıştı. O maçta iki takımdan da 3’şer oyuncuya sarı kart gösteren Osman Kaya daha sonra 1.5 ay maç yönetememişti. Buraya kadar pek de anormal bir durum yok ancak Hakem Altan Erdem de o maçta Hakem gibi, Gözlemcisi Günay Güloğlu’ndan düşük not almış ve bir sonraki maçına o da ancak 1.5 ay sonra çıkabilmiş, maalesef o maçtan da kötü puan almış ve 14 Mart 2009’da Profesyonel kariyerinde son maçına çıkmıştı. Özetle; Hakem Altan Erden’in, Karagümrük maçında (kendi başarısızlığı yüzünden) işi bitmiş, ipi çekilmiş ve o sezonun devamında sadece iki maça çıkabilmiş ve sezon sonu ise Amatör Hakemliğe düşmüştü. O maçta diğer Yardımcı Hakem olan Mehmet Vargün ise Gözlemci Günay Güloğlu tarafından beğenilmiş olacak ki, o maçtan henüz 10 gün sonra Bulancak-Ünye maçına; İstanbul Hakemlerinin iyi tanıdığı ve şimdi Şanlıurfa’da maç yönetmeye başlayan Deniz Gültekin ile birlikte gönderilmişti. Deniz Gültekin de, o gün, Yalovaspor-F. Karagümrük maçının 4. Hakemiydi.
Hakem Altan Erden için kime sorduysak bazen çok iyi maç yönetir, bazen de her maçında kavga çıkar diyorlar. Ancak bana kalırsa, hiçbir Hakem kin tutmamalı. Sağda, solda, “beklediğim maç bu maçtı” diye konuşarak, geçmişten kalan bir hesabın derdine düşmemeli.
8 sezon önce biliyordum ben bu ismi. Erzurum-Galatasaray kupa maçının Yardımcı Hakemiydi Altan Erden. 2004 yılında o zamanlar Türkiye Futbol Federasyonu Hakemlerin aldıkları puanları açıklıyordu, dikkatimi çekmişti; en yüksek notu, İstanbulspor-Diyarbakır maçını yöneten Vedat Yüksel gözlemcisi Muhittin Boşat`tan 8.1 puan ile alırken, haftanın en iyi Hakemi seçilmişti. Ancak Hakemlikten ve Hakemden çok iyi anlayan Muhittin Boşat, ne hikmet ise o maçta Yardımcı Hakem olarak görev yapan Altan Erden’e 7.4 gibi trioya göre oldukça düşük bir puan vermiş ve Altan Erden paraşütle çıktığı Süper Ligde barınamayacağının mesajını o zaman dahi vermişti. O maçtaki diğer Yardımcı Hakem Cem Satman 8.4 puan almıştı ve şimdi FİFA Yardımcı Hakemi.
Deplasmanlı Bölgesel Amatör Lig’de en büyük sorun Hakem atamalarıdır demiştik; bir Hakem sezon öncesi Cooper’da koşamaz ise, ikinci hakkında da koşamaz ise ne düşünürsünüz. Bu Hakem yaz aylarında yatmış. Antrenman yapmamış. Şimdi siz, bu adamı koşar, koşmaz Kartal Belediye-F. Karagümrük maçına verirseniz ben bu işe şaşarım. Bu maç haftanın en zor maçıydı. Ve bu maça hazır olmayan bir Hakemi, hem de geçmişte o Kulüp ile çok ciddi sorun yaşamış bir Hakemi verirseniz bu sizin tecrübenize hiç yakışmaz değerli Hocam Sayın Sadettin Güler.
Elbette o maçta F. Karagümrük takımı iyi değildi. Hatta Kulüpten en yetkili ağızlardan “biz de hata yaptık, futbolcularımız o gün inanılmaz agresifti” açıklaması da yapıldı. Lakin Hakemleri gören F. Karagümrük Yöneticisi; “eyvah, bu Hakem bizim Yalova maçındaki Yardımcı Hakem” derse ve bunu kaptan Yasin de maçtan önce öğrenip, diğer futbolcular ile paylaşırsa tabii agresifleşir futbolcular.
Hakem Altan Erden’e tavsiyem aman, sakın bir daha F. Karagümrük maçına gelmesin. Başka Hakemlere de tavsiyem, problemli oldukları takımların maçlarına çıkmasınlar. Bu millet iki şeyi unutmaz; borcunu ve hakkının yenmesini.
Ayrıca F. Karagümrük takımı hangi ile ya da ilçeye gitse, Belediye’den anons yapılıyor, “Dikkat edin, Karagümrük geliyor”, “Bütün halkımızı maça bekliyoruz, kepenklerinizi kapatın maça koşun” bu anonsu yapan ya da yaptıranlara sormak lazım, Karagümrüklüler size geçmişte bir şey mi yaptı? Kuyruk acınız mı var. Karagümrük, Osmalı İmparatorluğu’nun ilk Müslüman Türk semtidir. Bu semtten hain çıkmaz, hainler de Karagümrük’te barınamaz. Vatanını, milletini seven, Türk oğlu Türk evlatları yaşar Karagümrük’te. Tamam, delikanlıları, kabadayıları ve kavgaları meşhurdur ancak sen adamın gırtlağına basarsan, en efendi adam olsa zıvanadan çıkar.
Maç sabahı Emniyet mensubu, F. Karagümrüklü Yönetici Hakan Çolak’a, “Ne diye buraya geldiniz, neden seyirci getiriyorsunuz” diye sorma cüretini gösterir. Protokol tribününde Karagümrüklü görmek istemiyorum der, Kulüp otobüsünüz futbolcuları indirip gidecek, maçtan sonra da gelecek, sizi burada görmek istemiyorum diyebilme cüretini de gösterir. Karagümrük taraftarını trenden inince karşılasalar sorun olmayacak ama onlar Stada kadar beklerler, sonra da “eyvah Karagümrük geldi” diye ortalığı velveleye verirler. İlçede ne kadar Emniyet görevlisi var ise çağırırlar, “biz baş edemiyoruz, yardım edin”
Maç esnasında tribünde bir Kartalspor taraftarına Polis cop ile vurur, hem de gencecik çocuğun başına vurur Polis. Kimseden ses çıkmaz ama F. Karagümrük taraftarı bu şiddete engel olmak ister. Futbolcular bile maçı bırakıp tribüne çıkmak ister de zor engellerler. Ondan sonra da vay sen misin Polise karşı gelen! Saldırın, Karagümrük’lülere. Nasıl olsa onlar bu Ülkenin evlatları değil. Sen güvenliği sağlayacağın yerde, güvenliğini sağlamakla görevli olduğun kişileri darp etmeye kalkarsan, sana da bir el kalkar elbette.
Maç biter, 50 kişilik otobüse Polisler zorla 110 kişi bindirirler. Bir de gönderirken kapıları kapatır, içeriye biber gazı sıkarlar. Ondan sonra bu insanlar duman zehirlenmemek için camı, pencereyi kırınca, Ajanslara haber geçerler, tribün terörü horladı, Karagümrük taraftarı olay çıkarttı diye. Ne yapsalardı acaba? Kapıları kilitli, camları kapalı araçlarda zehirlensinler mi?
İnsanın adı çıkacağına, canı çıksın demiş büyüklerimiz. F. Karagümrük taraftarının adı çıkmış bir kere. Bu kulübün ekmeğini yiyene, suyunu içene bir haller oluyor. Selimiye’den alınan kaleci Gürcan Yücelik bile, transferinden sonraki 2 gün içinde has Karagümrüklü oldu.  Kardeşimizin hal ve hareketleri değişti. Maçtan sonra beni arıyor, neredeyse ağlayacak, “Bizim suçumuz Karagümrük’lü olmak mıdır? diye soruyor bana.  Taraftarımıza yapılanlarını kimse görmez mi? diye soruyor bana. Sen daha yeni geldin, nedir bu halin diyorum, “Karagümrük’lüyüz Hocam, yapılanlar zorumuza gidiyor” diyebiliyor.
Sonuç olarak, bu ülkede futbolun yasak edilmesi lazım. Bu iş spor olmaktan çıktı artık. Toplumsal bir sorun olmaya başladı. Herkes hatalı, en başta ben, sonra Karagümrük seyircisi, sonrasında ise herkes. Bu ülkede ben dahi bildiğim tüm küfürleri tribünlerde öğreniyorsam bu iş bitmiştir.

Ünal Yentür isimli bir Hakem ve İkitelli hükmen mağlup!
Deplasmanlı Amatör Lig ya da diğer adıyla Bölgesel Hakem Ünal Yentür, 1999 yılında İstanbul’da Hakemliğe başlamış, Esenler İbrahim Turhan Lisesi ve Trakya Üniversitesi mezunu. Evli ve bir tane kız çocuğu babası. Güngören’de ikamet ediyor. 2006 yılına kadar uzunca bir süre Hakemliğe ara vermiş, sonrasında Kurul tarafından aranılan bir Hakem olmuş. Ben kendisini defalarca izledim, fena bir Hakem değil.  İl Hakem Kurulu da, Ünal Yentür’a defalarca 3. Ligde dördüncü Hakemlik ve sayısız Deplasmanlı Süper Gençler Ligi ve A2 diye bilinen PAF maçı vermiş. Hatta 8 Kasım 2010’da Fenerbahçe-Bursaspor A2 maçını yönetecek.  Buraya kadar tamam ancak bu Hakem kardeşimiz bu hafta sonu ilginç bir olaya imzasını attı.
İstanbul 1. Amatör Lig 4. Grup’ta İstanbul Kastamonu ve İkitelli takımları Namık Sevik Stadı’nda karşılaştılar. Maçın normal süresi 0-0 eşitlikle geçilirken, Hakem Ünal Yentür uzatma dakikalarının bitmesine az bir süre kala maçı tatil etti. Bizim Öner’in anlattıklarına göre, İkitelli’den bir oyuncu ihraç olduktan sonra yeniden saha içine girip, yedek kulübesinden maçı izlemek istemiş. 14.08.1981 Mardin Midyat doğumlu Nesim Arslan isimli futbolcu kardeşimizin yaptığı bu kural dışı davranışa hemen tepki veren Hakem Ünal Yentür, futbolcunun sahaya geri gelmesi üzerine de, “Sen çıkmaz isen, ben çıkarım” demiş ve soyunma odasına girmiş.
Nesim kardeşimizin yaptığı hatadır. Her ne kadar sinirli olsan da ihraç olan futbolcu maçı saha içerisinden takip edemez. Bunu mutlaka bilmen gerekirdi. Bu talimatlarda açık, açık belirtilmiştir. İkitelli Spor Kulübü’nün ilgili Yöneticilerinin ya da Antrenörünün, futbolcusunu bu konuda muhakkak uyarması gerekirdi.
Sonuçta son dakikası 0-0 devam eden maç ile ilgili olarak İstanbul Futbol İl Tertip Komitesi, İstanbul Kastamonu’nun 3-0’lık hükmen galibiyetine karar verdi. İstanbul İl Hakem Kurulu da, Ünal Yentür’a güvendiğini açıkça göstermek adına, bu hafta sonu çok zorlu bir maç olan B. Mimarsinan-Çubuklu SAL maçını ve Fenerbahçe-Bursaspor A2 maçlarını verdi.
Ancak ben bu maçta Hakem Ünal Yentür’dan şunu beklerdim. İhraç olduktan sonra futbolcu her ne kadar üzerine yürümüş dahi olsa, sahayı terk ettikten sonra, yeniden saha içerisine giren bir futbolcu, şayet sana saldırmaya teşebbüs etmiyorsa bu futbolcuyu güvenlik görevlileri vasıtasıyla oyun alanında çıkartabilir ya da ilgili Kulüp görevlisine kural hakkında kısa bir bilgi verebilirdin. Hükmen mağlubiyet çok ağır bir karardır. Sonuçta bu münferit bir olaydır, yapan cezasına katlanacak olsa da, 0-0’lık maçta hükmen mağlubiyet ağır bir karardır.
Ancak hep aynı noktaya temas ediyoruz. Kulüplerimiz, futbolcularımız, Kulüplerimizi yönetenler, Antrenörler ve hatta bazı Hakemler de kuralları tam anlamıyla bilmiyorlar. Özellikle de futbolcularımızın kurallar hakkında bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Klasman (Ulusal) Hakemleri olmasa bu lig bitmeyecek!
Nazım Hikmet’in en güzel şiirlerinden birisidir bu; Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. İyi güzel de, neden hep biz yanıyoruz? diye sorası geliyor insanın.
İstanbul’da maç sayısı çok, Hakem sayısı az diye defalarca yazdık. Eli, ayağı düzgün, yetişmiş Hakem sayısı çok az. Gerçi iş biraz da geçmişte Hakem Camiasına yöneticilik yapmış kişilerin suçu sayılır. İl Hakem Kurullarının yapacakları da şu an itibari ile sınırlı. Neredeyse tüm Ulusal Hakemleri Amatör maçlarda kullanmaya başladılar. İsimler hep aynı, nerede zorlu bir maç ise Hakemler hep aynı isimler. Bir Hakeme bir haftada iki tane liderlik maçı verilmez ancak mecburlar hakem yok veriyorlar. Bir Hakem’e iki gün üst üste, hatta bir de hafta arası maç verilmez ancak yapacak bir şey yok, Hakem yok verecekler. Alfabetik sırayla, bu fedakar Hakemlerimizi tanıtmaya devam edelim;
1.      Alpaslan Cebe
2.      Bahadır Tüter
3.      Emre Kosif
4.      Emre Malok
5.      Erdem İren
6.      Harun Yücedağ
7.      Mustafa Kürşad Filiz
8.      Onur Karabaş
9.      Osman Yiğit Uzer
10.  Özer Bektaş
11.  Serdar Akkoçoğlu
12.  Serkan Ergün
13.  Sertaç Şaroğlu
Bu on üç Hakem ve bunlara ilaveten iki, Üst Klasman Yardımcı Hakemi ve bazı Bölgesel Hakemler;
1.      Mustafa İspiroğlu
2.      Ceyhun Sesigüzel
3.      Barış Meriçkan
4.      Burak Taşkınsoy
5.      Cihan Ataş
6.      Kerem Altınçiçek
7.      Mehmet Latif Turgut
8.      Mustafa Salih Erol
9.      Özgür Acar
10.  Ünal Yentür
Bu yukarıda saydığım isimler İstanbul’da en zorlu maçların yükünü çeken Hakemler. Pekala, diğerleri nerede? Neden diğer Hakemler de bu isimler kadar çok maça çıkmıyorlar. Neden Süper Lig kadrosundan hiç Hakem kullanmıyorsunuz? Ligimiz mi kötü? Yoksa Hakemlerimiz dinlenmek mi istiyor? Haydi, Süper Ligdekileri geçtim, diğer Üst Klasman Yardımcı Hakemleri neden yeteri kadar Amatör maçlara çıkmazlar? Eskiden patır, patır çıkan Hakemlere ne oldu da maç verilmez oldu? Halbuki esas Yardımcı Hakemlik yapanların, gittikleri maçta Hakemin psikolojisini daha iyi kavrayabilmeleri için bilhassa Amatör maçlara Hakem olarak çıkmaları gerekmez mi? Üst Klasman Yardımcı Hakemlerini geçtim, nerede diğer Ulusal Hakemler? Ya da diğer Bölgesel Hakemler? Hepsini boş verin, Ulusal Yardımcı Hakem dediğimiz en alt klasman Hakemler arasında bile ilk 8 hafta boyunca Amatör maçlara selam vermeyenler ancak Profesyonel maç gelince koşa, koşa gidenler var. Amatör maçları angarya gören ve “aman bu maçlarda darbe almayalım, ben sessiz, sedasız gemimi yürüteyim” diye düşünen Hakemler de var İstanbul’da.

Hafta içi maçları sıkıntı olmaya başlayacak!
            İstanbul Süper Amatör Lig başlayalı henüz 2 ay olmadı. Ancak Futbol İl Temsilciliği 8 haftada 2 defa da hafta arasına maç verdi. Bu demektir ki; Futbol İl Temsilciliği muhtemelen ligin ikinci yarısında da 2 hafta daha hafta arası programı düzenleyecek.
           
            Bizim ligimiz bir gariptir. 30 bin TL alan futbol ile maç başı 50 lira alan futbolcu aynı ligde mücadele ediyor. 5 bin TL maaş alan Antrenör ile 750 TL aylık ücret alan Antrenör aynı ligde mücadele ediyor. Sabah 10’da antrenman yapan takım da var, gece saat 22.30’da antrenmana başlayan da. Her gün antrenman yapan takımlarımız da var, saha bulmadığı için parklarda koşu yapan Kulüplerimiz de.

            Bu işi meslek edinen futbolcularımız da var, gündüz çalışıp, akşamları antrenmanlara katılan futbolcularımız da. A Lisanslı Diploma sahibi Antrenörlerimiz de var, herhangi bir Teknik Adam ile mukavele yapmadan ligi götürenler de mevcut bu ligde.

            Hafta içi maçlarını gidip, izliyoruz. Takımların birçoğu çok sayıda eksik futbolcu ile mücadele etmek zorunda kalıyor. Ayrıca futbolcuların birçoğu çalıştıkları için işyerlerinden izin alamıyorlar. Bir de öğrenci olanları düşünelim. Üniversitede okuyanlar için şimdilik bir sorun yok gibi gözükse de ilerleyen haftalarda vize ve final sınavları başlayınca, hiçbirisi maça gidemezler. Liselerde okuyanlar için durum ise biraz daha kolay gibi nispeten.  Bir tercih yapmak zorunda kalacak öğrenci-futbolcular ya da çalışan futbolcular.

            Futbol İl Temsilciliğinin bunları göz ardı etmemesi gerekir. Sonuçta öyle veya böyle; bu insanların spor yapma süreleri azalıyor. Ocak ayı başında ligi biten futbolcu 7 ay boyunca ne yapacak diye çok merak ediyorum. Haziran ayı itibari ile sezona hazırlanan takımlar var. Sonuçta, bu takımlar lige hazırlanmak için 4 ay boyunca çalışma yaptılar. Ancak lig de toplam 4 ay sürecek (gruplarında birinci ve ikinciliği alacak takımlar hariç).

            Geçen hafta yazacağımın sözünü verdiğim; İstanbul Futbol İl Temsilciliğinin maç ve saha dağıtımı ile ilgili yazacağımı söylediğim yazı ise gelecek haftaya kaldı. Bununla birlikte Amatör sahalarımızda futbol zevkimizin içine eden, sahanın içindeki teller ile ilgili de bir yazı hazırlamak niyetim olacak.

Tüm Amatör futbol mensuplarına güzel ve keyifli bir hafta sonu geçirmeleri dileğiyle selam ve saygılarımı sunuyorum.

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus