29 Aralık 2014 09:45

ASALETİN BİZE YETER!


“Ölüm varmış, korku varmış, bu dünyanın sonu varmış, bizim için yoktur tasa, kalbimde sen yaşadıkça. Başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter, bu taraftar hep yanında, Ayazağa'da deplasmanda”




Büyük özveri ve gayretle bütün şartları zorlayarak, bu takımın peşinden giden, bırakın şampiyon olmayı, küme düşme olasılığı çok yüksek olan bir takımın düştüğü bu duruma karşılık bir isyan bestesidir taraftarın söylediği. Yeşil-sarı renkler için, semtinin futbol takımına gönülden bağlılıkla haykıran bir taraftar grubunun vicdanı sızlamayanlara karşı, vicdanlarını ortaya koyup yenilen 4. golden sonra takımına sahip çıkmanın vicdan muhasebesidir. 20 yıldır bu takımı izleyen biri olarak sahada bu kadar aciz durumlara düşen hocasıyla, futbolcusuyla, yönetimiyle dağılmış bir Ayazağaspor görmedim. 

Bu dağılmışlık içinde bile, 4 büyükler dahil, tüm Süper Lig ekiplerinin yaşadığı seyirci küskünlüğüne rağmen, geçen hafta Seyrantepe Stadı’na 120-130 kişiyle bu hafta, Merkezefendi Stadı’na 40-50 kişilik seyirci grubuyla hemde seyircisiz maça taraftar olarak giden ve her haliyle dağılmış bir camianın dimdik ayakta kalan tek parçasıdır Ayazağalı taraftarlarlar.

Kaldıki, Çanakkale’ye ,İzmir’e ,Bozüyük’e, Balıkesir’e görkemli kalabalıklarda giden Ayazağa sevdalılarının çeşitli nedenlerle erimişiğlinden geriye kalanların yeniden diriltmeye çalıştığı tribün coşkusu çeşitli görsel çalışmalar ve şovlarla yeniden ruh buluyorken, bazı kesimlerin bundan rahatsız olması çok manidardır.


Aynı rahatsızlığı takımın gidişatından duymayanlar ne ellerini taşın altına sokup sorumluluk aldılar ne de bu semtin sportif olarak tek sosyal unsuru olan Ayazağaspor’a destek oldular. Kapalı kapılar ardında ürettikleri dedikodular kadar bile çözüm üretmediler. Aslında takımın bu kötü gidişatında en az pay sahibi yine futbolcularındır. Kapasite ve yeteneklerinin üstünde sorumluluk yüklenen bu çocuklar hiç olmazsa sahaya bir takım çıkarabilme ve her şeye rağmen başarıya olmasa bile başarısızlığa direnmenin asil duruşunu, bedensel ve zihinsel yorgunluğa rağmen armanın kalplerine yaptığı baskıyla formayı terletmenin gururunu yaşıyorlar ki, şartlar ne olursa olsun hepsini kutlamak ve canınız sağolsun çocuklar demekten başka bir ifade söylenemez bu takım için. 

Hal bu ki bu kadar aciz mi ki Ayazağaspor ve Ayazağa Mahallesi bu çocukların emeğine bile saygı duymayan söylemlerde bulunuyorlar. Pek çoğunuz bilmez ben anlatayım, Mehmet’in sağ bekten koşarak gelip, yüreğindeki inanca kafasını koyarak Göztepe'ye attığı kafa golünü, siz bilmezsiniz. 3000-4000 bin seyirci önünde Kaya’nın yenilgiye isyan derecesinde yükselip M.Kemalpaşa Ulucak’a attığı kafa golünü, 1.65’lik Ali’nin Adaletspor’a attığı altın golü bilmezsiniz. Çanakkale’de Recep’in 90. dakikada attığı ve takımı 3. lige taşıyan golü, Türkiye Şampiyonası’nda bir maçta 3 penaltı kurtaran kaleci Türker’i, 18’lik Mete’nin attığı golden sonraki göz yaşlarını ve daha nicelerini…

Siz bilmezsiniz, çoğu kulübün kura çekimlerinde Ayazağaspor ile aynı gruba düşmek istemediğini, rakip takım taraftarlarının Ayazağa'nın adından korkmayın diye kendi topçusuna bağırdığını. Başarıya giderken herkesin sahiplendiği başarıyı, takım mağlup olunca sadece kendisiyle baş başa kalan takımın yalnızlığını da bilmezsiniz. Her başarı da ortaya çıkan siyasiler ve yerel yöneticilerin takım bu haldeyken ortalarda gözükmemesi sahte sevginin apoletini takıyor omuzlarına.

Belediye başkanlarının katıldığı törenlerde fotoğraf karesine girmek için birbirini iteleyen şahısların, kişisel gelişim ve siyasi beklentiler için attığınız taklaların binde birini bile atmadınız Ayazağaspor için. Ve ne yazık ki bu takımı yalnızlığa ve yardıma muhtaç ettiniz. Onun için fotoğraf karelerinde kendinize yer bulabilirsiniz ama gönüllerde asla. Çünkü siz çıkar ilişkinizin olmadığı insanların ismini bile hatırlamazsınız. Onun için Ayazağaspor hep uzaktır sizlere. Bu yıl bu takımın içerde 4, dışarda 4 maçına gitmiş bir taraftar olarak, siyasi ve maddi büyüklüğünüz ne kadar olursa olsun, Ayazağalılığınızın bir hükmü yoktur benim nezdimde. Ayazağaspor’u bulunduğu durumdan kurtarmak için yardım kampanyası dahil her türlü girişimi başlatabilir, karınca misali bir adım atabilirim ancak şayet bunu bir birey olarak ben yapacaksam, muhtarımız, meclis üyelerimiz, dernek başkanlarımız ne diye bulunduğunuz koltukları işgal ediyorsunuz? Ya tuttuğunuz köşe başlarında herkes halinden memnun, ya da bu köşe kapmaca oyununda daha kendinize yer bulamadınız. Yoksa bu semtin adını taşıyan tek markası için, Ayazağaspor için neden bu kadar sessiz kalasınız? Biliyorum ki bu kurtarma operasyonu için herkesin bir hesabı olacaktır ve biliyorum ki sadece gerçek Ayazağa sevdalıları bu hesabı yapmayacaktır. 

Onun için “Başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter.”


YAZI: HÜSEYİN BAL

PAYLAŞ


YÜKLENİYOR

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus